Deneyimler

Paylaşılan Deneyimler

Danışanların ve ekip üyelerinin kendi anlatımları.

Danışan Deneyimleri

Rumuz Amerika

Türkiye’deki akademik çalışmalarımı tamamladıktan sonra daha fazla deneyim kazanmak amacıyla yurt dışında araştırmacı olarak çalışma kararı almıştım. Amerika fırsatı çıktı ve gittim. Başlangıçta her şey olması gerektiği gibi sorunlarla doluydu. Bu normaldi. Birtakım bocalamalar yaşamıştım ancak ben bunları daha çok “kültür şoku”, “adaptasyon zorluğu” ya da “yurt dışında yalnızlık” gibi faktörlere bağlamıştım.

Ancak bir noktadan sonra tuhaf, negatif ve güçlü duygular hissetmeye başlamıştım ve duygularla baş etmekte zorlanıyordum. İş ortamımda sürekli gergin hissediyordum. İş arkadaşlarıma karşı aşırı derecede negatif duygular hissetmeye başlamıştım ki bu insanları sadece birkaç aydır tanıyordum. Beni araştırma grubuna alan profesör hocamla aramızda gereksiz gerginlikler başlamıştı.

Bütün bunların haricinde algılarımla ilgili ciddi tuhaflıklar gözlemlemeye başlamıştım. Ekip olarak girdiğimiz toplantılarda aynı fikirleri ben sunduğumda kimse tarafından onay almazken, diğer ekip arkadaşlarım benzer fikirleri sunduklarında herkes tarafından onay ve takdir alıyorlardı.

Bu duruma ilaveten, çalıştığım laboratuvardaki cihazlardan kaynaklı teknik aksaklıkların da ardı arkası kesilmiyordu. Daha önce laboratuvarda yıllarca araştırma deneyimi olan biri olarak bu kadar aksilik yaşamak hiç “normal” gelmiyordu. Bu durum bende ister istemez “Burada tuhaf bir şeyler oluyor ve ben ne olduğunu anlayamıyorum.” sorgulamasına neden olmuştu.

Bir süre bütün bu negatif duygu, düşünceler ve aksiliklerle potansiyelimin çok altında bir iş performansıyla çalışmaya çalıştım. Sürekli bir duygusal girdap ve “Ben buraya neden geldim?”, “Geldim ama hiçbir şey beceremiyorum!”, “Benim burayı bırakıp gitmem lazım.” düşünceleriyle boğuşuyordum.

İşte tam bu noktada Kökcanlandırmak sunumları devreye girdi. Çalıştığım ortamdaki belirli kişilerden kaynaklı büyüsel etkiler altında olduğum ortaya çıktı. Bu kişiler özellikle hata yapmam, beceriksiz gözükmem için bu çalışmaları yapıyordu ve en nihai amaç da beni o ortamdan göndermekti.

Sunumlar sayesinde öncelikle algılarımda iyileşmeler başladı ve işlerime odaklanmaya başlayabildim. Eskisi kadar laboratuvarda aksilikler yaşamadım; yaşadıklarımda da kısa sürede çözüm bulabiliyor ve çalışmalarıma kaldığım yerden devam edebiliyordum.

Sunumlar sayesinde duygusal girdaplara girmeden, daha işlerime odaklı bir çalışma temposuna girdim. Ve bir de beni oradan göndermek için yapılan büyüsel çalışmalara rağmen 3 sene orada kalıp çalışmalarıma devam ettim. 3. senenin sonunda da çok daha prestijli bir üniversitede pozisyon bulup oradan ayrıldım.

Benim kendi düşüncem ve hissiyatım şu ki; eğer ben Kökcanlandırmak sunumları sayesinde şifalanmasaydım, yukarıda saydığım tüm negatiflikler doğrultusunda “Yok, ben yapamıyorum. Geri dönmek en mantıklısı.” diyerek bambaşka bir hayat yoluna gidecektim. Üstelik de bu yaşadıklarımı “Hayat işte.”, “Ben yurt dışında yapabilecek kapasitede değilmişim.” ya da “Kaderim böyleymiş.” diyerek orada bırakacaktım.

Rumuz: Amerika

Rumuz: Azra

“Yıllarca süren bu iç sıkıntısı yerini tatlı bir huzura bırakıyor. Kuş gibi hafiflediğimi hissediyorum.”

Dün akşam eve geldiğimde eşim akşam altıda uyudu ve sabah altıda uyanmış. Yıllardır sorarım, “Rüya gördün mü?” diye ve hiç görmediğini söyler. Bugün yanıma geldi ve dedi ki: “Dün gece bir rüya gördüm.” Ben tabii ki şok oldum. İmkânsız bir şey olmuş gibi şaşkındım.

Rüyasında kendi köylerinde bir incir ağacından incir toplamış. Başka üç erkek de toplamak istemiş ama toplayamamışlar. “Çok mutlu uyandım.” dedi. Kendi doğup büyüdüğü evin bahçesinde bir incir ağacı var. “Ailen ile ilgili çok güzel bir şey sana verilecek. Atalarından hediye olarak al. Başkalarının sahip olmak istediği bir şey ama sadece sana verilmiş.” dedim.

Ama kendi içimde de dünkü sunumdan dolayı olduğuna kanaat getirdim. Dünkü sunumda her ne şekilde bir açılım olduysa eşim bir şekilde şifalanmış.

Size çok teşekkür ederim. Bu kadar zaman kuantum seansları, regresyon terapileri, theta eğitimleri, isim analizleri, holografik beyin teknikleri ve daha aklıma gelmeyen birçok yöntem deneyip de bu iyileşmeleri yakalayamayan biri olarak yazıyorum; sıkıntım çok daha derinlerdeymiş.

Siz sunumda içimden bir varlık çıkardınız. Ben onu biliyordum. Hatta hissedip “Bunu çıkarır mısın?” dediğim kişi bile oldu ama sizin gibi yetenekli ve güçlü kişiler değillerdi. Göremediler bile. Alanımdaki ifritleri zaten rüyalarımda görüyordum ve ağlayarak size gelmemin sebebiydiler.

Şimdi huzurlu uyuyorum. Bu kadar çok şey benim alanımdayken zaten işlerimin düzgün gitmesinin imkânı yoktu. Şimdilerde daha iyi olacağını biliyorum.

Her şey için sonsuz kere teşekkür ederim. Size daha detaylı olarak teşekkür yazısı yazacağım.

Tekrar Aralık'ta görüşmek üzere...

Sevgilerimle, Rumuz: Azra

Rumuz: Genç

Yıllar sonra ikinci üniversiteme başlamıştım ve benim için oldukça heyecan verici bir dönemdi. Uzun zamandır okumayı istediğim bir bölümü kazanmıştım. Üstelik şartlarım da son derece elverişliydi; okulum evime yalnızca beş dakika uzaklıktaydı ve derslerde zorlanmıyordum. Başlangıçta her şey yolunda görünüyordu.

Ancak bir süre sonra, anlam veremediğim şekilde okula gitmek istememeye başladım. Derslerde hocalarımın anlattıklarına odaklanmakta güçlük çekiyor, dersler biter bitmez adeta okuldan kaçarcasına eve dönüyordum. Sınav dönemleri yaklaştığında ise ders çalışmak benim için neredeyse bir eziyete dönüşüyordu. Bu dönemde migren ataklarım artmış, zaman zaman nesneleri çift görmeye başlamıştım.

Daha önce Kökcanlandırmak sunumlarına ilişkin deneyimim olduğu için yaşadığım bu değişimi fark ettiğimde Vildan Hanım’a başvurdum ve kendim için sunum açılmasını istedim.

Sunumlarım sırasında özellikle “öğrenci kimliğim” üzerinde yoğunlaşıldı. Çalışmanın kendi sistemi ve yorumlama biçimi içerisinde, başarılı olmamı istemeyen ve kıskançlık taşıyan bir erkek figürüyle ilişkilendirilen ağır dış etkiler ve büyüler olduğu ifade edildi. Sunumlarda bu alan üzerinde çalışıldıktan sonra bende de belirgin bir değişim başladı.

Sonraki süreçte daha önce yaşadığım bu belirtilerle yeniden karşılaşmadım. Okuluma ve derslerime tekrar odaklanabildim ve ilk senemi iyi bir akademik ortalamayla tamamladım.

Bu süreçte bana verdiği destek ve yaptığı çalışmalar için Vildan Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Benim deneyimimde, tıkandığımı hissettiğim bir dönemde yeniden yoluma devam edebilmemde önemli bir desteği oldu.

Burada kendi deneyimlerimden hareketle önemli bulduğum bir noktayı da paylaşmak istiyorum. Bazen yaşadığımız yoğun duyguları, davranışlarımızdaki değişimleri ya da anlam veremediğimiz bazı durumları yalnızca kendi psikolojimizle açıklamaya çalışabiliyoruz. Kökcanlandırmak sisteminde ise kişinin kendi iç dünyasının yanı sıra, sistemini etkilediği düşünülen dış etkilerin de değerlendirilmesi önemli bir yer tutuyor.

Bu bakış açısını bilmediğimizde yaşadığımız her zorluğun nedenini kendimizde arayabiliyor, kendimizi yetersiz veya başarısız olarak değerlendirebiliyor ya da çevremizdeki insanları suçlayabiliyoruz. Benim için bu çalışmaların önemli taraflarından biri, yaşadığım bir durumun yalnızca görünen yüzüne değil, altında bulunabilecek farklı dinamiklere de bakabilme imkânı sunması oldu.

Rumuz: Gül

Her şeyden önce size çok teşekkür ederim. Yaptığınız sunum sayesinde hayatımda bir dizi güzel ve mutlu olay yaşadım. Size de bunların kat kat fazlasını diliyorum ve sizin için hep dua ediyorum.

Sizin sunumunuzdan sonra önce üstümden “tır” kalkmış gibi hissettim.

Kısa bir süre sonra sindirim sistemimde yaşadığım problemler için doktora gittim. Kolonoskopi yapıldı. Çok şükür kötü bir şey çıkmadı. Sadece gastrit ve asit reflüsü var, dedi doktor. Ama bunu izleyen günlerde midem ve bağırsaklarım hiç olmadığı kadar hasta oldu. Doktorun verdiği ilaçlar durumu daha da kötüleştirdi. Her gün kilo kaybediyordum.

Önce internetten aldığım bir bilgi ile bağırsaklarım, daha sonra da korkarak gittiğim bir aktarın — daha sonra bu kişinin değerli bir aktar olduğunu öğrendim — verdiği ürünler sayesinde midem düzeldi.

Aynı günlerde, hiç beklemediğim bir anda bir arkadaşım bana şifalı kuvars kristali yolladı. Benim için çok büyük ve hoş bir sürprizdi. Sonra başka bir arkadaşımdan geçmiş yaşam terapisi aldım. Bu da beni bambaşka ve mutlu bir insan yaptı. Aynada sanki başka birini görüyorum.

Bütün bu güzel olayların sizin yaptığınız sunumdan sonra olması tesadüf olamaz.

Ancak beni esas mutlu eden olay ise canım yeğenim Ahmet’e açtığınız sunum sonucunda onun hayatındaki değişiklikler oldu…

Siz ilk sunumda üzerinde çok fazla büyü olduğunu, düğüm düğüm olduğunu, bir düğümü çözünce başka bir düğüm çıktığını ve saatlerce bu büyüyü çözmek için uğraştığınızı söylemiştiniz.

Bu büyü nedeniyle ailede bir sürü ölümler olduğunu, büyü yapan olarak alana çıkan temsili kişinin, “sonuçlarının bu kadar büyük olacağını düşünemediğini” söylediğini belirtmiştiniz.

Çünkü sonradan kardeşimden öğrendim: Yeğenimin baba tarafında çok sayıda genç ölümler olmuş. En son 55 yaşında bir halası kanserden üç ay içinde öldü gitti. O insan dünyada yaşayan bir melekti. Hepimiz çok üzülmüştük.

Ayrıca bir atası yaşarken çok aç bırakılmış, bir odaya kapatılmış, bunamış, ondan utanmışlar. Hatta mezarı bile yokmuş. O atasının enerjisi de yeğenimin aklını kullanabilmesini engellemiş. Siz o atanın ruhunu rahatlatmışsınız, ona yiyecekler vererek karnını doyurmuşsunuz.

Yeğenimin üzerindeki kötü enerjileri, ahları ve bedduaları da temizlemişsiniz. Ancak yeğenimin önünde duvar gibi bir engel olduğunu, onun için çalıştığınızı ama çok da başarılı olamadığınızı söylediniz. Ben de o zaman kromozom sorunundan bahsettim. O engelin bundan kaynaklanmış olabileceğini söylediniz. Ve bana ikinci bir seans önerdiniz.

Yeğenimin kromozom sorunu var. 46 olması gerekirken 47 kromozomu var. Mongol çocuk olmamış çok şükür. Ama normal erkek hormonunu vücudu üretemiyor, dışarıdan hormon alıyor. Bunun dışında aldığı sosyal ve ailevi etkiler nedeniyle kendine aşırı güvensiz ve içine kapanık, duygusal bir çocuktu. Son 10 senedir de sanki bu dünyada değil de bir rüyada yaşıyordu. Ayrıca anne ve babası, yeğenim 10 yaşındayken boşandılar.

İkinci sunumda kromozom üzerinde ve diğer olumsuz enerjileri temizleme üzerinde çalışmışsınız. Sunum sonunda da bana ona Reiki yapmamı önerdiniz. Ben de sürekli ona şifa enerjisi gönderiyorum.

Şimdi yeğenim gerçekten hayata daha çok bağlı, daha enerjik. Telefonda konuşurken anlıyorum. Eskiden konuşmak onun için çok zormuş gibi bir ses tonuyla konuşurdu. Şimdi öyle değil. Sesi canlı canlı geliyor. Yeni iş yerinde işleri de artmış, bir haftadır sigara da içmiyormuş. Ben hiç bunları ummadığım için çok mutlu oldum.

Vildan Hanım, size ve emeği geçen bütün diğer arkadaşlara yürekten teşekkür ediyorum. Bütün iyi ve güzel şeyler hep sizinle olsun. Bu yaşamı sevgi, sevinç, neşe ve ışık içinde geçirin. Sevgiyle öpüyorum. Bütün dualarım sizinle.

Rumuz: Gül

Kadı Büyük Büyükbaba ve El Koyduğu Kitap

Kökcanlandırmak sunumlarına izleyici olarak birkaç defa katıldıktan sonra sunum açtırmaya karar vermiştim. İnsanın içine ister istemez merakla karışık ufak bir tedirginlik duygusu da giriyordu. “Acaba alanımda ne çıkacak?”, “Bana nasıl bir etkisi var?” diye kendi kendinize sormaya başlıyorsunuz.

Alanımda baskın olarak bir büyücü/hoca enerjisi çıkmıştı. Ancak bildiğimiz, sıradan, sadece okuyup üfleyen hocalardan değildi; hatta değişik enerjilerle ve boyutlarda çalışabilen biriydi. Aşırı derecede öfkeliydi ve hiçbir şekilde alanımdan gitmeye de niyeti yoktu.

Bunu duymak tabii ki bende aşırı derecede gerginliğe sebep oldu. Doğal olarak kendi kendime sorduğum ilk soru “Bu hoca neden benim alanımda?” oldu. Arkasından da “Neden bana bu kadar öfkeli?”, “Benden ne istiyor?” soruları zihnimde peş peşe sıralanmaya başlamıştı.

Sunum ilerledikçe anlaşıldı ki bu hocaya ait olan bir kitap benim ailemin elindeydi ve bu kitap normal bir Kur’an-ı Kerim ya da hadis kitabı değildi. İçerisinde çok değişik enerji çalışmalarının olduğu ve bu hocaya ait olan bir kitaptı.

O günlük sunumum sona erdiğinde kafamda milyonlarca soru kalmıştı. Merakıma daha fazla dayanamayıp babamla açıkça bu durumu konuşmaya karar verdim, çünkü sorularıma bir noktada cevap verebilecek kişinin babam olduğunu düşündüm.

Kökcanlandırmak sunumu, benim haberimin bile olmadığı bir aile sırrını işte tam da bu vesileyle ortaya çıkarmıştı.

Babama bu kitapla ilgili sorular sormaya başladığımda çok şaşırmıştı ve ilk tepkisi tabii ki “Sen bunu nereden öğrendin?” oldu çünkü kendisi bana bunu asla anlatmamıştı.

Babamdan öğrenebildiğim kadarıyla benim büyükbabamın büyükbabası zamanında kadı olarak görev yapmıştı ve bu hocayı ve kitabını şikâyetler üzerine mahkemeye çıkarmıştı. Kitabı kendisi de inceliyor ve “Bu normal bir kitap değil ve bu adam bu kitaba sahip olduğu müddetçe bir sürü insan zarar görecektir.” düşüncesiyle kitaba kendisi el koyuyor ve bu hocayı da hapse attırıyor.

İşte benim sunumlarımda çıkan o aşırı öfkeli hoca, o kitabın sahibiydi ve kitabını alana kadar da hiçbir yere gitmeye niyeti yoktu. Ayrıca o kitap, büyükbabasından büyükbabama, ondan da benim babama emanet edilmişti. Kitap babamın sakladığı yerdeydi.

Duyduklarıma ayrı, sunumlarıma ayrı şaşırmış vaziyetteydim. Enerji alanımda yıllardır varlığından bihaber olduğum öfkeli bir hoca, hayatımın akışında bana zorluklar ve sıkıntılar yaşatıyordu ve gerekçesi de ona ait olan bir şeyin benim soyum tarafından elinden alınmış olmasıydı.

Sunumlar vasıtasıyla öğrendiklerim, hayatımda bir şeylerin akmadığı hissini ve zorlanmalarımı açıklar gibiydi. Hoca ısrarla kitabını geri istiyordu ve alana kadar da asla alanımı terk etmeyeceğini söylüyordu.

Ne zamanki kitabın enerjisi kendisine verildi, hoca alanımdan gitti. Sunumların ardından ciddi bir rahatlama hissettiğimi ve hayata daha rahat akabildiğimi net bir şekilde söyleyebilirim.

Rumuz: Kitap

Rumuz: Lale

Kişisel gelişimle ilgili araştırma yaparken çeşitli insanlar tanıdım. Beni holoterapiye yönlendirdiler ve ben önce holoterapiye başladım. Birkaç seans sonra beni terapistimle tanıştıran arkadaşımla, onun ve benim çözemediğimiz, takıldığımız konularda konuşarak karşılıklı paylaşımlarda bulunmaya başladık.

Kendimize bile söyleyemediğimiz konularda birbirimizi destekleyerek yol katettik. Sonra öyle bir noktaya geldik ki, onun bana anlatmadığı konularda bile bilgi sahibi olmaya başladım. Arkadaşım, benim bir tür enerjiye sahip olduğumu söyledi.

Eskiden beri bir şeylerin düğüm noktası, olayları değiştiren kilit nokta ben olurdum. Tuhaf olaylarla da karşılaştım ama bunların doğrudan enerjimle ilgili olduğunu bilmiyordum. Arkadaşım, enerjimle ilgili olduğunu ve Vildan Çolak’a gitmemi sürekli olarak tavsiye etti.

Vildan Hanım’ın yaptığı sunumda enerjimin niteliği ve etkisi konusunda bilgi sahibi oldum. Arkadaşım, benim onun iradesine hükmederek hiç olmadığı birisi gibi, hatta çevresindekileri bile o şekilde yönlendirdiğimi söylediğinde ona inanmamıştım; sunumumda bu apaçık belirdi.

Vildan Hanım, “farklı bir yeteneğim” bulunduğunu ve “doğru şekilde kullanmazsam nelerin olabileceğinden” bahsetti. Hiç kimse başka birisinin özgür iradesine müdahale edemez ve ben bunu nasıl yaptığımı bilmiyordum.

Bu bilgi çok önemli, çünkü sahip olduğum enerji çevremdeki diğer bütün enerjileri çekerek, ben farkında olmadan beni başka bir boyuta taşıyor.

Şimdi kendimi ve enerjimi çözümleyerek hayatımı daha güzel ve anlamlı kılmayı öğreniyorum. Enerjimi negatif şeyleri pozitife dönüştürmeye çalışarak doğru şekilde kullanmayı öğrenmeye çalışıyorum.

İyi ki Vildan Hanım’la tanışma fırsatım oldu, yoksa bu enerjiyle nasıl başa çıkabilirdim bilmiyorum. Onun aracılığıyla enerjimi doğru yönlendirmeyi ve insanlara yardım etmeyi öğreniyorum.

Rumuz: Lale

Formun Üstü

Formun Altı

Rumuz: Yunus

Küçükken bütün hayatımı etkileyecek ve yıllar sürecek bir deneyim yaşadım. Sanıyorum yedi sekiz yaşlarındaydım. İstanbul’un Eyüp semtinde, içinde türbe olan ve sürekli gittiğimiz bir evi ailece ziyaret etmiştik.

Ziyaret sonrası içimden bir sesin konuştuğunu duydum. Bir erkek sesiydi… Zamanla onu görmeye de başladım. Çok uzun boylu bir erkekti. Geçmişten, önemli bir uygarlıktan geldiğini ve bana bazı bilgiler vereceğini söyledi.

Çok sıra dışı bir durumdu ve adamın verdiği bilgiler çok ilginçti. Bu nedenle durumu fazla sorgulamadım ve kabullendim. Zaten sorgulayacak yaşta da değildim. Bana aramızda bir bağ olduğunu, bu yüzden beni bulduğunu söyledi. Geldiği uygarlıkla ilgili öyküler anlatmaya başladı.

Aldığım bilgilerin etkisiyle bu varlığa gittikçe bağlandım. Hatta bazı konularda onun yaşamıma karışmasına, bana akıl vermesine izin verdim. Eski bir uygarlıktan gelmiş bu varlığın bilgeliğinden faydalanmalıyım diye düşünüyordum. Sürekli aramızda bir bağ olduğunu ve benim iyiliğimi istediğini söylüyordu. Ona tümüyle inandım.

Bu durum yıllarca sürdü. Otuzlu yaşlarıma geldiğimde hâlâ benimleydi. Bu süre içinde başka insanlara da gözüktüğü oldu. Bir keresinde ona saldıran birine fiziksel olarak müdahale ettiğini, saldırdığını gördüm.

Zaman içinde benden istekleri olmaya başladı. Beni bir şeyleri aramaya, öğrenmeye ikna etti. Verdiği bilgileri önemsediğim ve ona inandığım için isteklerini de önemsiyordum.

Ona göre aramızdaki şey, kozmik bir bağ taşıyan iki kişinin ilişkisiydi ama şimdi anlıyorum ki en çok veren taraf bendim.

Ona o kadar güveniyordum ki etrafımdaki insanlarla aramı onun bozduğunu, en yakınımdaki insanları benim üzerimden etkilediğini, onların düşüncelerine girebildiğini, başlarına dertler açtığını aklıma bile getirmedim…

Hayatımdaki bazı kişilerin bana düşman olduğunu söylüyordu. Maddi durumumdan aile yaşantıma kadar her şey kötü gitmesine rağmen onunla iletişimde olmaktan mutluydum.

Hayatımdaki olumsuzluklar artmaya başlamıştı. Bu olumsuzluklar sırasında onunla olan ilişkilerimin daha da yoğunlaştığını gördüm. Aslında anlamam gereken, irademin bu varlık tarafından ele geçirildiğiydi. Bana güç verdiğini, beni düşmanlarıma karşı koruduğunu düşündüğüm için ona yaşamımda yer vermiştim. Yaşamımı etkilemesine, olumsuzluklar yaratmasına izin vermiştim.

Hayatım bir yıkıntı hâline gelmişti. Bu durum bir süre daha devam etti.

Güçlenirsem beni yönetmesine izin vermeyeceğimi bildiği için beni zayıf tuttuğunu, ilişkilerimi ve maddi imkânlarımı bozarak beni sıkıntıların içerisine attığını çok geç anladım.

Kurtulmak için yöntemler denemeye başladım. Sonunda bir gün, hayatımda her şeyin kötü gittiği bir anda ondan kurtulmayı çok istedim.

İlginçtir, yıllardır yok... Kökcanlandırmak Sunumunda da olmadığını gördük. Ancak uğradığım hem maddi hem de ilişkiler konusundaki yıkımın etkisini hâlâ yaşıyorum ve toparlanmam zaman alacak.

Rumuz: Yunus

Ekip Deneyimleri

Begüm türk

ilginç

Beyza kaya

değişik

Burcu sönmez

farklı

Ekip – Fatih Özkan

Kökcanlandırmak Sunumlarında yaklaşık 13 yıldır ekip üyesi olarak yer alıyorum. Bu süre boyunca Vildan Hanım bir kişinin enerji alanını açtığında, birbirinden oldukça farklı deneyimlerin içine girdiğimi gözlemledim.

Sunum öncesinde kişi hakkında herhangi bir bilgi almıyoruz; çoğu zaman ismini dahi bilmiyoruz. Yalnızca kişinin cinsiyetini ya da çocuk olup olmadığını biliyoruz. Alan açıldığında ise bedenimde, duygularımda ve algımda kendiliğinden birtakım değişimler meydana gelmeye başlıyor.

Bazen yoğun bir öfke, nefret, üzüntü ya da ağlama isteği hissediyorum. Bazen yere uzanma, bir şeyin arkasına saklanma ya da belirli bir beden pozisyonuna geçme dürtüsü ortaya çıkıyor. Her deneyim birbirinden farklı ve her birinin temsil ettiği anlam da değişebiliyor. Kimi zaman sunum sahibinin bir yönünü ya da duygusunu hissederken, kimi zaman da sunum sahibiyle ilişkili olduğunu düşündüğümüz başka bir enerjinin duygulanımını deneyimliyor olabiliyorum.

Bu nedenle sunum sırasında öncelikle bedenimde ve duygularımda ortaya çıkan deneyimi takip ediyor, ardından bu deneyimin neyi temsil ediyor olabileceğini anlamaya ve sunum sahibi üzerindeki olası etkisini ifade etmeye çalışıyorum.

Yaşadığım deneyimlerden biri benim için özellikle çarpıcıydı. Alan açılır açılmaz ayaklarımdan bir ağaca ters şekilde asıldığımı hissettim. Ardından bu görüntü genişledi; yalnızca benim değil, birden fazla kadının aynı şekilde ters asıldığını hissetmeye başladım. Kadınların hamile olduklarını ve karınlarının kesildiğini algılıyordum. O an bu kadınların sunum sahibinin atalarıyla bağlantılı olduğunu hissetmiştim.

Sunumun ardından Vildan Hanım danışanla görüştüğünde bu deneyimi ona aktarmış. Danışan büyük bir şaşkınlık yaşamış ve anneannesinin aile geçmişinde buna benzer bir olayın yaşandığını yıllardır anlattığını, bu hikâyenin aile içinde bilinen bir anlatı olduğunu söylemiş. Bu deneyim, yıllar içerisinde karşılaştığım benzer nitelikteki birçok olaydan yalnızca biri.

Sunumlarda dikkatimi çeken bir başka durum ise alanın ağırlığı ya da hafifliği olarak tarif ettiğimiz deneyimdir. Özellikle kişilerin ilk sunumlarında bazen alanın son derece yoğun ve ağır hissedildiği olur. Öyle zamanlar yaşanır ki fiziksel olarak başımızı kaldırmakta dahi zorlanabilir ve bu ağırlığı doğrudan ifade ederiz.

Bazı sunumlarda ise bunun tam tersi bir deneyim ortaya çıkar. Alan son derece hafif ve akışkan hissedilir. Enerjiler arasında çok daha hızlı geçişler yaşanır, temsil edilen enerjiler kısa sürede değişir ve süreç sanki kendi içerisinde güçlü bir akış taşıyormuş gibi ilerler. Böyle zamanlarda alanda belirgin bir canlılık, hareket ve hatta zaman zaman coşku hissedilebilir.

Yıllar içerisinde tekrar tekrar karşılaştığım bu deneyimler, benim için Kökcanlandırmak Sunumlarının en dikkat çekici yönlerinden biri oldu. Çünkü herhangi bir ön bilgi olmaksızın başlayan süreçte, bedenimde ortaya çıkan duyumlar, duygular, hareket dürtüleri ve imgeler sunum ilerledikçe anlam kazanmaya ve kişinin hikâyesiyle ilişkilendirilmeye başlıyor.

Ayrıca belirtmeliyim ki, Kökcanlandırmak sunumlarına başladığım zamanla şu anki sunumlar arasında çok fark var. Yıllar içerisinde Vildan Hanım’ın gücü ve derinliği arttıkça alanda hissettiğimiz enerjiler de farklılaşmaya başladı. İlk başladığım zamanlarda alana cinler, ifritler çıkarken şimdi çok daha güçlü varlıklar ve büyücüler çıkmaktadır ve biz de onları hissederek öğrenmekteyiz. Çünkü her birinin karakteri, titreşimi, verdiği hissiyat çok farklı. Sanki büyük bir frekans denizinde keşif yolculuğundayız. İnsanoğlu olarak sınırlarımızın ne kadar geniş olduğunu hem de bize etki eden ne kadar çok negatiflik olduğunu deneyimlemekteyiz.

Ayrıca yaşamı anlamlandırırken bilginin ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Çünkü doğru bilgi sayesinde doğru adımları atıp çözüme ulaşabiliyoruz.

Ersin Uzun

Öncelikle farklı bir deneyim Kökcanlandırmak Sunumu... İlk başlarda enteresan geliyordu; “Ne yapılıyor, ne bu?” diye. Biraz bilgi aldıkça korkmaya da başlıyorsunuz.

Ama Kökcanlandırmak Sunumlarına katıldıkça, insanların unuttukları şeyleri ve farkında olmadan yaptığı şeyleri görmeye başlıyorsunuz.

Zaman ilerledikçe üzerindeki rahatlamayı, hayata ve insanlara bakış açını, hayatta yerine koyamadığın şeyleri de anlıyorsunuz. Neler olduğunu fark ediyorsunuz; yani farkındalık artıyor.

Hayattaki birçok hareketin ve birçok davranışın sebebini öğreniyorsunuz. Ve hayatta olan her şeyin, yapılan bütün davranışların arkasında bildiğimiz veya bilmediğimiz sebeplerin olduğunu anlıyorsunuz.

İlk Kökcanlandırmak Sunumunda biraz korkmuştum ama bana anlatılanlara uyduğumda kendimi olayların akışına bıraktım. Sadece zihnimi boşalttım ve içimden ne geliyorsa onu yaptım.

Aslında söylenebilecek tek şey, dünyadaki bütün insanların bu farkındalıkta olmasını sağlamak.

Bana sorduklarında söyleyebileceğim tek şey: Sadece zihninizi boşaltın ve kendinizi olayların akışına bırakın. Yani içinizden ne geliyorsa onu yapın.

Sunumdan sonra söylenen tek şey: “Bir dahaki sunum ne zaman?” Çünkü herkes farkındalığını genişletiyor ve yaşamının olumlu yönde ne kadar değiştiğinin farkına varıyor.

Saygılarımla… Ersin Uzun

Mine Ökte

İlginç deneyim

Şirin Özdamar

Farklı deneyim