Rumuz Amerika
Türkiye’deki akademik çalışmalarımı tamamladıktan sonra daha fazla deneyim kazanmak amacıyla yurt dışında araştırmacı olarak çalışma kararı almıştım. Amerika fırsatı çıktı ve gittim. Başlangıçta her şey olması gerektiği gibi sorunlarla doluydu. Bu normaldi. Birtakım bocalamalar yaşamıştım ancak ben bunları daha çok “kültür şoku”, “adaptasyon zorluğu” ya da “yurt dışında yalnızlık” gibi faktörlere bağlamıştım.
Ancak bir noktadan sonra tuhaf, negatif ve güçlü duygular hissetmeye başlamıştım ve duygularla baş etmekte zorlanıyordum. İş ortamımda sürekli gergin hissediyordum. İş arkadaşlarıma karşı aşırı derecede negatif duygular hissetmeye başlamıştım ki bu insanları sadece birkaç aydır tanıyordum. Beni araştırma grubuna alan profesör hocamla aramızda gereksiz gerginlikler başlamıştı.
Bütün bunların haricinde algılarımla ilgili ciddi tuhaflıklar gözlemlemeye başlamıştım. Ekip olarak girdiğimiz toplantılarda aynı fikirleri ben sunduğumda kimse tarafından onay almazken, diğer ekip arkadaşlarım benzer fikirleri sunduklarında herkes tarafından onay ve takdir alıyorlardı.
Bu duruma ilaveten, çalıştığım laboratuvardaki cihazlardan kaynaklı teknik aksaklıkların da ardı arkası kesilmiyordu. Daha önce laboratuvarda yıllarca araştırma deneyimi olan biri olarak bu kadar aksilik yaşamak hiç “normal” gelmiyordu. Bu durum bende ister istemez “Burada tuhaf bir şeyler oluyor ve ben ne olduğunu anlayamıyorum.” sorgulamasına neden olmuştu.
Bir süre bütün bu negatif duygu, düşünceler ve aksiliklerle potansiyelimin çok altında bir iş performansıyla çalışmaya çalıştım. Sürekli bir duygusal girdap ve “Ben buraya neden geldim?”, “Geldim ama hiçbir şey beceremiyorum!”, “Benim burayı bırakıp gitmem lazım.” düşünceleriyle boğuşuyordum.
İşte tam bu noktada Kökcanlandırmak sunumları devreye girdi. Çalıştığım ortamdaki belirli kişilerden kaynaklı büyüsel etkiler altında olduğum ortaya çıktı. Bu kişiler özellikle hata yapmam, beceriksiz gözükmem için bu çalışmaları yapıyordu ve en nihai amaç da beni o ortamdan göndermekti.
Sunumlar sayesinde öncelikle algılarımda iyileşmeler başladı ve işlerime odaklanmaya başlayabildim. Eskisi kadar laboratuvarda aksilikler yaşamadım; yaşadıklarımda da kısa sürede çözüm bulabiliyor ve çalışmalarıma kaldığım yerden devam edebiliyordum.
Sunumlar sayesinde duygusal girdaplara girmeden, daha işlerime odaklı bir çalışma temposuna girdim. Ve bir de beni oradan göndermek için yapılan büyüsel çalışmalara rağmen 3 sene orada kalıp çalışmalarıma devam ettim. 3. senenin sonunda da çok daha prestijli bir üniversitede pozisyon bulup oradan ayrıldım.
Benim kendi düşüncem ve hissiyatım şu ki; eğer ben Kökcanlandırmak sunumları sayesinde şifalanmasaydım, yukarıda saydığım tüm negatiflikler doğrultusunda “Yok, ben yapamıyorum. Geri dönmek en mantıklısı.” diyerek bambaşka bir hayat yoluna gidecektim. Üstelik de bu yaşadıklarımı “Hayat işte.”, “Ben yurt dışında yapabilecek kapasitede değilmişim.” ya da “Kaderim böyleymiş.” diyerek orada bırakacaktım.
Rumuz: Amerika
