Vildan Çolak Kimdir?
Vildan Çolak, Kökcanlandırmak Sunumlarının kurucusu ve uygulayıcısıdır. Kendi yaşam öyküsünü; matematik eğitiminin kazandırdığı sorgulayıcı düşünce yapısı ile çocukluğundan itibaren yaşadığını anlattığı sıra dışı deneyimlerin, güçlü algıların ve zaman içerisinde gelişen ruhsal çalışmaların, aldığı eğitimlerin bir araya geldiği bir yolculuk olarak tanımlar.
Çolak'ın anlatımına göre bu yolculuğun önemli dönüm noktalarından biri 16 yaşında, 1986 yılında yaşadığı bir deneyimdir. Bu deneyimden sonra algılarının değiştiğini ve daha önce anlamlandıramadığı pek çok şeyi farklı biçimde algılamaya başladığını ifade eder. Yaşadıklarını yalnızca inanılması gereken olgular olarak kabul etmek yerine, bunların arkasında bir düzen ve açıklanabilir kurallar olması gerektiğini düşünmüş; yıllar boyunca okuyarak, araştırarak, sorgulayarak ve kendi deneyimlerini gözlemleyerek anlamlandırmaya çalışmıştır.
Bu arayışında aldığı matematik eğitiminin önemli bir yeri vardır. Çolak'ın yaklaşımında akıl, sorgulama ve gözlem ile sezgisel ve ruhsal deneyimler birbirinin karşıtı değildir. Kendi ifadesiyle yaşamı boyunca yaşadıklarının bir açıklaması ve işleyen bir sistemi olduğuna inanmış, henüz bilmediği konularda araştırmaya ve öğrenmeye devam etmiştir.
Daha sonraki yıllarda NLP eğitmenliği alan Vildan Çolak; içsel dönüşüm eğitimleri, NLP danışmanlığı ve NLP yöntemlerini kullandığı matematik çalışmaları yapmıştır. Danışanlarıyla çalışırken uyguladığı yöntemlerin bazı durumları açıklamakta veya çözümlemekte yeterli olmadığını düşünmesi, çalışmalarının yönünü değiştiren önemli bir aşama olmuştur.
Bu süreçte danışanlarıyla yaşadığı deneyimleri araştırmaya, gözlemlemeye ve farklı yöntemler geliştirmeye başlamıştır. Çalışmalar ilerledikçe, kişinin yaşadığı sıkıntıların arkasında yalnızca düşüncelerinin, duygularının veya travmalarının değil; kendi yaklaşımında ah, beddua, lanet, büyü, negatif varlıklar, atalarla bağlantılı etkiler ve farklı negatiflikler olarak tanımladığı başka etkenlerin de bulunabileceği sonucuna ulaşmıştır. Kökcanlandırmak Sunumları da bu araştırma ve deneyim sürecinin içerisinde, 2009 yılından itibaren şekillenmeye başlamıştır.
Vildan Çolak, Kökcanlandırmak'ı başlangıçta tasarlanmış ve daha sonra uygulanmaya başlanmış hazır bir teknik olarak değil, ihtiyaçlar, gözlemler, deneyimler, yaşanmışlıklar ve keşifler sonucunda zaman içerisinde oluşmuş ve gelişmeye devam etmiş bir çalışma olarak tanımlar.
Kendi şifa yeteneğinin yalnızca aldığı eğitimlerden kaynaklanmadığını; soyundan gelen genetik bir bilgelik ve şifa yeteneği bulunduğunu ifade eder. Aldığı eğitimleri ise bu yeteneği oluşturan şeyden çok, yaşadıklarını anlamlandırmasına, kendi iç dünyasında çalışmasına ve yöntemini geliştirmesine yardımcı olan araçlar olarak değerlendirir.
Kökcanlandırmak'ın oluşumundan sonra da kendisini yalnızca yöntemin kurucusu olarak değil, aynı zamanda çalışmanın öğrencisi olarak görmeye devam etmiştir. Eski bir metninde, her çalışmada katılımcılara öğretmenlik yaparken kendisinin de Kökcanlandırmak alanının öğrencisi olduğunu ve her sunumun kendisine yeni bir deneyim ve farkındalık kazandırdığını ifade eder.
Bu yaklaşımın önemli bir parçası da sınırlarını bilmektir. Vildan Çolak, Kökcanlandırmak'ın insan yaşamındaki her sorunun çözümü olduğunu savunmaz. Kendi çalışma alanının dışında kalan durumlarda başka uzmanlıkların ve yöntemlerin devreye girmesi gerektiğini kabul eder. Kökcanlandırmak'ın sınırlarının, neleri yapıp neleri yapamadığının belirli olması gerektiğini özellikle vurgular.
Vildan Çolak'ın yazılarında tekrar tekrar karşılaşılan bir başka düşünce ise insanın kendi yaşamının sorumluluğunu almasıdır. Onun yaklaşımında şifalanmak, kişinin bütün sorumluluğunu başka bir insana veya yönteme bırakması anlamına gelmez. İnsanın bedenine, zihnine, yaşamına ve dünyasına sahip çıkmasının kendi gücünü kullanmasının önemli bir parçası olduğunu savunur.
Kendisini eski özgeçmişinde “hizmetçi, temizlikçi, dönüştürücü ve yeniden düzenleyici” sözleriyle anlatan Vildan Çolak için Kökcanlandırmak'ın merkezinde yalnızca negatifliği görmek değil, negatif olanı çözümleyerek insanın yaşamında sevgiye, güce ve içsel dengeye daha fazla alan açmak düşüncesi bulunmaktadır.
Onun kendi ifadesiyle bu yolculuğun daha geniş amacı, insanın önce kendi iç dünyasındaki karanlık ve gölge alanlarla yüzleşmesi, onları dönüştürmesi ve kendi iç barışından başlayarak daha büyük bir bütüne hizmet etmesidir.
Dünya’nın cennet olması için çalışmalarına devam etmektedir.
