Soru–Cevap
Köklü Bir Çözüm mü Oluyor?
Bazı durumlarda çözümler köklü olduğu gibi bazılarında da olmuyor. Ataların canlarını rahatlatmada, obselerde, büyü çözümlerinde, ataların yaptığı antlaşmalarda çözümler köklü oluyor. Fakat bazı varlıkları alandan yolladıktan sonra kişinin iradesi, onları geri çağırabiliyor. Ayrıca kişilerin özgür iradelerine müdahale etmeye hakkım ve yetkim olmadığı için büyü yaptıran kişilerin büyü yapmasını engelleyemiyorum. Ancak gittikleri hocaların/büyücülerin güç merkezlerini bozarak büyü yapma güçlerini temizliyorum.
Perileri yollamakta zorlanıyorum; çünkü kişiler perilerinden ayrılmak istemiyorlar. Kişinin isteği/gönlü perilerden yana olduğu için, benim perileri onların alanından dışarı atmam gereksiz bir çaba oluyor. Ben yollasam da tekrardan kişinin isteğiyle periler alana girebiliyorlar. Artık yollamıyorum da! Perileri kişinin iradesine bırakıyorum.
Ayrıca sunum açtırdıktan sonra kişi birilerinin hakkını yiyerek, kişileri üzerek üzerlerine ah-beddua alabilir. Bunu da engelleyemeyiz. Birilerinin üzerimize büyüsel çalışmasını da engelleyemeyiz.
Kökcanlandırmak sunumlarında kişinin alanı temizlenmekte ve bunun etkileri de kişide görülmektedir. Aynı bir evin temizlendikten sonra temiz halinin korunabilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve gerekenlerin yapılması gibi, kişinin negatif durumları tekrardan alanına sokmaması için gerekenleri yapması şarttır. Aynı şekilde hastalanan bir kişinin, iyileştikten sonra tekrardan hastalanmayacağının garantisi olmadığı gibi Kökcanlandırmak sunumuyla alanı temizlenen bir kişinin tekrardan bu tür etkilere maruz kalmayacağının da garantisi yoktur. Hasta olmamak için bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğimiz gibi negatif etkilere maruz kalmamak için de içsel gücümüzü olabildiğince kuvvetlendirmemizde fayda vardır. Bunun da ilk şartının “Dünyamıza, yaşamımıza, bedenimize, algılarımıza kısaca sahip olduğumuz her şeye sahip çıkmak” olduğu düşüncesindeyim. Sahip çıkmak, sevgi ve bilgiyle olur. Yaşadığımız sistemin yasalarını bilmek ve ona uygun yaşamak da çok önemlidir.
Bunun dışında, sunum sonrasında tavsiye ettiğim: Kişinin kendine uygun bir teknikle “duygu dönüşüm çalışmalarını” yapmasıdır. Aldığı eğitimlerle veya bir terapistte giderek travma çözümlemelerini yapabilir. Bu da çok önemlidir.
Biz Dünya'ya yanında olduğumuzun mesajını tüm yaratılan her şeye saygı ve sevgiyle yaklaşarak, yüreğimizi akıtarak verirsek, bilgiyle hareket edersek; Dünya iyileşmek için gücünü bizden alacaktır. Yüreğimizin saf sevgisi aslında Yaradan'a aittir. Bir bakıma yüreğimizden akan sevgi, “Yaradanın Dünyayı desteklemek için bizim vasıtamızla akmasıdır” da diyebiliriz. Böylelikle Dünya, bu destek ile gücünü toparlayabilecek ve şifacılarını arttıracak, yaralarını iyileştirmek için de gerekeni yapacaktır. Güçlenen şifacılar, “hizmet dallarında” gereken gücü, etkiyi yapabildiği için bizleri iyileştirebilecektir. Ancak o zaman bizlere etki eden, baş edemediğimiz negatif durumların etkileri azalabilir. Şu an Dünya yaralı olduğu için kendisini iyileştirecek şifa kanalları yeterli çalışmamaktadır. Bunun sıkıntısını da bizler yorgunluk, bıkkınlık, acı, üzüntü, şiddet gibi negatif etkilerle yaşamaktayız. Başka boyutların varlıkları, karanlık enerjiler ortalıkta kol gezmektedir. Bunları yerli yerine koyacak ve sistemi dengeleyecek olanlar ancak Dünya'nın şifacı kanalları ve o kanallara hizmet eden aileler/ocaklardır.
Bu nedenle, Kökcanlandırmak sunumlarıyla şifalanan kişilerin “Dünya'nın düzenlerinin karışık olması” nedeniyle tekrardan “karışmamasının” garantisini verememekteyiz, ama en azından bizden sonra dikkat ettikleri takdirde daha rahat bir durumda olduklarını gözlemledik.
