Yazılarım

Dünya

İki sene önce açtığım sunumlardan birinde ortaya “yıkıcı” bir enerji çıktı. Bir gece önce de rüya görür gibi bir hâlde Dünya’daki bir şaman grubuyla ilk defa bağlantı kurdum. Bu bağlantı, şamanlar hakkında biraz daha bilgi edinmemi sağladı.

Ertesi gün sunumda ortaya “yıkıcı” enerji çıkınca neden bu bağlantıyı kurduğumu da anlamış oldum. Böyle zorlayıcı durumlarda içimden akan şaman enerjisi bedenimi sarmaya başlar ve beni transa doğru çeker. Sunumda bu enerjiyle karşılaşabilmek için transa girdiğimde ilk defa birçok şamanın da benim yanımda olduğunu gördüm. Fakat neredeyse yarım saatten fazla bir süre boyunca transta kaldığım ve tüm şamanlarla birlikte, yan yana çarpıştığımız hâlde “yıkıcı” enerjiyi etkisiz hâle getiremedik. Getiremediğimiz gibi ben o sunumda çok ciddi yara aldım.

Kendimi kafam karışmış, enerjim tükenmiş ve çok kötü bir durumda hissediyordum. Bir yandan ise sunum sahibi, “Ben ne yapacağım?” diye ağlayıp duruyordu.

Benim içim de “Biz ne yapacağız?” diye şaşkın bir şekilde düşünüyordu.

O “yıkıcı” ama zeki enerjiyi durdurmak için kendimi hemen toparlamaya başladım ve ilk fırsatta arkadaşları bu konu üzerine bir çalışma yapmak üzere bir araya getirdim. Yanılmış olmamı ve Kökcanlandırmak sunumunun bir sapmaya uğramış olmasını diliyordum doğrusu. O enerjiyle karşılaşmak yerine, sunumlarından birinin çıkmadığını kabul etmek daha kolaydı.

Arkadaşlara beklentilerini kırmak ve zihinlerinin devreye girmesini engellemek için “10 farklı kontrol yapacağım, sonlara doğru da o enerjiyi kontrol ederim. Başta kontrol edersek, enerjimiz tükenir ve diğer kontrolleri yapamayız.” diye mantıklı bir açıklama yaptım. Fakat 3. kontrolde bu enerjiye baktım.

Tam anlamıyla benim için çok ürkütücü bir deneyimdi. Aynı enerji aynı gücüyle ortaya çıktı ve ortalığı kasıp kavurdu.

Bu “yıkıcı” enerjinin ne olduğunu anlayabilmek için çok fazla deneme yaptım. Bir yandan da bilgileri araştırdım; kitaplardan, etraftan ve aklıma gelebilecek her yerden.

Ama burada onu bilmekten daha önemli olan bir konu vardı: Onu durdurabilecek olan bir yöntem bulmak. Kitaplar bu konuda tanım yapıyorlar ama hiç detaylı bilgi vermiyorlardı.

Onu durdurabilecek olan yöntemi o dönemde birlikte çalıştığım arkadaşlarla beraber çok araştırdık ve sonunda sunumlarda ortaya çıkanları değerlendirerek şu cümlenin etkisini keşfettik:

“Dünya’ma sahip çıkıyorum. Bu Dünya benim!”

“Yıkıcı” enerjiye sunumda bunu söylediğimizde enerjinin hareketi anında duruyor ve geri çekiliyordu.

O zaman “sahip olduğumuz her ne ise, ona yüreğimizle ‘bu benim ve ben bunun tüm sorumluluğunu alıyorum’ dediğimizde”, tüm varlıkların ve enerjilerin buna nasıl saygı gösterip geri çekildiklerini anladım.

Yaradan’ın bizi kendi suretiyle yaratıp, bize nasıl olağanüstü bir güç bahşettiğini de anladım. Fakat bu gücü aktif konuma getirip getirmemek bizim elimizde.

Çok “yıkıcı” bir gücü “Dünya’mıza sahip çıkıyoruz!” diyerek durdurabildik. Ayrıca negatif varlıkları da alanımızdan “Bu beden benim; algılarım, zihnim, aklım, yaşamım benim! Ben yaşamıma sahip çıkıyorum!” diyerek de durdurabildiğimizi sunumlarda deneyimledim.

Tüm sistem, yaşamımıza ve dünyamıza sahip çıktığımızda; yani sorumluluğumuzu aldığımızda bizi desteklemekte ve güçlendirmektedir.

Güçlenmek istiyorsanız, yaşamınıza tüm yüreğinizle sahip çıkın. Aynı zamanda yaşamınızı kapsayan Dünya’ya da sahip çıkın. Sahip çıktığımız her şeyin sorumluluğunu da aldığımızı unutmayın.

Büyümemiz, sorumluluk alma kapasitemizin gelişimiyle orantılıdır.

Bedenime, algılarıma, zihnime, aklıma, duygularıma, yaşamıma ve Dünya’ma sahip çıkıyorum. Bu yaşam, bu Dünya benim!

Dünya’nın da bizlere sahip çıkması dileğiyle…

Sevgiler…

Vildan Çolak