Yazılarım
Atalarımızdan Miras Kalan Veballerden Nasıl Kurtulabiliriz?
Bu hafta açtığımız bir sunumda yine, katledilen ve toplu bir şekilde bir çukura gömülen insanlar alana çıktı. Çok acı çekiyorlardı. Biri mezarlarının olmasını istedi, bir başkası da dua okunmasını talep etti. Canlarının rahat edip, huzura ermeleri için elimizden geleni tüm grupla beraber yüreğimizle yaptık.
Bu topraklar, savaşların olduğu ve kanların döküldüğü topraklardır. Bu nedenle geçmişin barındırdığı tecavüzler, katliamlar, kaçırılmalar, kayıplar gibi birçok negatif durum söz konusu olabilir. Şimdinin şartlarıyla o zamanı değerlendirmemiz ve yargılamamız doğru bir davranış olmaz. Ama görmezlikten gelmek veya üstünü kapatmak için inkâr etmemiz de doğru bir tutum değildir.
Kökcanlandırmak sunumları geçmişin tümüyle şimdide, bizlerle yaşadığını defalarca sunmuştur.
Katledilerek ölen kişilerin tümüyle acılarıyla veya veballeriyle birlikte yaşıyoruz. Bir insanoğluna, bir insanın zarar vermesinin yasak olduğu evrensel bir düzende, bu yasak delindiği için sistem tarafından lanetlenmiş oluyoruz. Yaşamlarımız, bedeller ödediğimiz için karışıyor.
Sergileyebileceğimiz en akıllıca yaklaşım, geçmişin hikâyelerine yönelik hassas olup, ölen veya öldürülen kişilerden yürekten özürler dilemektir. Sadece özür dilemenin yetmediğini, onlardan alınan yaşam hakkının karşılığında onlara dua enerjisi yollamamız gerektiğini de bilmeliyiz.
Bu da yeterli değildir. Tövbe etmemiz de şarttır. Herhangi bir insana bilerek ve isteyerek gizli veya açık bir şekilde zarar vermeyeceğimiz noktasında da tövbe etmeliyiz ki lanetten kurtulabilelim…
Bu ülkede artık kanların dökülmesini istemiyorsak, kanları dökülenlerden özürler dilememiz gerekir.
Ama unutmayalım ki, bir kişinin soyunda, yani geçmişinde atalarının katledilmesi olayı varsa, kesinlikle aynı soyda ataların başka birilerini katletmesi olayı da vardır. Yani kimse sadece kurban değildir. Hem caniyi hem de kurbanı iç dünyamızda taşıyoruz.
Bu konuda söylenecek çok söz var. Ama şimdilik bu kadar…
İçsel barışımızı yakalayalım ki dünyada da barış gerçekleşsin.
Sevgiler,
Vildan Çolak
