Sistem prensiplerini iyi bilmek, bir öğretiyi veya uygulamayı doğru değerlendirmek açısından çok önemlidir.

 

“Onaylama cümlelerinin zararlı olduğunu” sistem prensipleri ışığında sizlere açıklamak istiyorum.

 

Değinmek istediğim noktayı olabildiğince doğru aktarabilmek için öncelikle bazı bilgiler vermem gerektiğini düşünüyorum.

 

1- Bildiğiniz gibi bizler eşleştirerek öğreniriz. Mesela, biber yedik ve dilimiz yanmaya başladı diyelim. Zaman faktörü çok az olduğu için hemen dilimizin yanmasıyla, biberi eşleştirir ve “biber dilimi yaktı” diye bir çıkarımda bulunuruz. Burada eşleştirme yaparken önemli olan zaman faktörüdür. Eğer biber yedikten iki- üç saat sonra dilimiz yanmaya başlamış olsaydı, hatta bu zaman gün veya ay gibi daha uzun bir süreye uzasaydı, eşleştirmeyi yapamazdık ve de öğrenemezdik amaaaa sistemdeki her şey yemekler gibi anında görüntü vermiyor yani eşleştirmeyi kolay yapamıyoruz. Mesela ah/beddua aldık diyelim, bunların vebalini bir iki sene sonra bir olayla yaşayabiliriz. Böylelikle yaşadığımız sıkıntılı olayı, aldığımız ah/beddua ile eşleştiremeyebiliriz.

Bu bilgi aklımızda kalsın.

 

2- Aralarında karşılıklı ilişkiler bulunan, birbirleriyle etkileşen ve bir amacı yerine getirmek üzere bir bütün oluşturan soyut veya somut parçalar kümesine “sistem” denir. Bu tanımla baktığımızda bir amaca hizmet eden her şey sistemdir ve doğal olarak da sistem prensiplerine göre işler. Bir şirket, aile veya okul sistem olduğu gibi bizim bedenimiz, anılarımız, düşüncelerimiz, bilinçaltımız, bilincimiz de birer sistemdir ve sistem prensiplerine göre işlerler.

 

3- Sistemlerde döngüler vardır: Pekiştirici, dengeleyici ve zaman döngüsü. Bu döngüler içiçedir. Burada dikkatinizi dengeleyici döngüye çekmek istiyorum. Sistemler, bir uca kaydığında, varlığını devam ettirebilmek yani bozulmamak için diğer uca giderek kendisini dengelemeye ihtiyaç duyar. Mesela çok ısındığımızda terlemeye başlarız çünkü beden sistemimiz kaldırabileceğinden fazla sıcaklığı yüklenmemek için terleyerek kendisini dengelemeye çalışır.

 

4- Bilinçaltımızın da sistem prensipleriyle çalıştığını belirtmiştik. Bilinçaltı konusu çok geniş bir alanı kapsar. Bu geniş alan içerisinden duygu ve düşüncelerimizi ele alalım. Duygu ve düşüncelerimiz de bilinçaltımızın birer parçasıdır ve aynı zamanda “her parça da bir sistemdir” prensibiyle, duygu ve düşüncelerimizin her biri de birer sistemdir. Öyleyse duygu ve düşüncelerimizin işleyişinde de “dengeleyici döngü” vardır. YANİ, bizler bir düşüncede uç noktaya, bir bakıma bağnaz bir noktaya giderseki, düşünce sistemimiz bizi dengelemek için diğer uç noktaya götürmeye çalışır. Bunu yapabilmek için de yaşamımızda öyle olaylar yaşarız ki, doğal olarak diğer ucu savunmaya başlarız. Bir arkadaşım işçi haklarını savunuyordu, taaa kiii sistem onu patron yapıp yanında eleman çalıştırmaya başlayana kadar. Patron olduktan ve elemanların işi savsakladığını gördükten sonra patron hakları diye bir şey olmalı demeye başladı.

Benzer şekilde çok negatif duygular içerisinde olduğumuzda sistem bizi pozitif duygulara götürmeye, çok pozitif olduğumuzda ise negatif hissetmemiz için çabalar. Mesela “evde oturmaktan nefret ediyorum” derseniz/hissederseniz, öyle olaylar yaşarsınız ki, belki bu on senede olur ama yaşamınızın bir yerinde “evde oturmayı çok seviyorum” derken/hissederken bulursunuz kendinizi. Benzer şekilde “kendimi çok seviyorum ve değer veriyorum” derseniz/hissederseniz, sistem sizi dengelenebilmeniz için öyle olaylar ve durumlar içerisine sokar ki, “kendimden nefret ediyorum, değersizim” demeye başlarsınız. Eşleşme hemen olmadığı için de “nefret” boyutuna, yıllar önce “tümüyle kabul ve sevgi” nedeniyle geldiğinizi anlayamazsınız.

 

Bu söylediklerim şu anda popular olan “pozitif düşün, pozitif olsun” öğretisine aykırı geliyor değil mi?

 

Sistem prensipleri bize diyor ki, ne düşüncelerinizde ne de duygularınızda uç noktalara gitmeyin. Her iki durumu da kabul edin. “O da olabilir, bu da olabilir” diyerek dengede kalmaya çabalayın ve kendinizi olayların akışına göre esnetebilmeye çalışın.

 

Bu nedenle onaylama cümlelerini söylerken dikkatli olunmasında fayda var. Sistem prensibine göre en güzel cümleler “hem, hem de” cümleleri olmaktadır. Mesela hem olduğum gibi kabul ettiğim ve sevdiğim yönlerim var hem de kabul etmediğim, geliştirmek değiştirmek istediğim yönlerim bulunmaktadır. Her iki durumun da farkındayım.

 

Dünyamızın cennetimiz olması dileğimle,

 

Sevgiler,

Vildan Çolak

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*