Anasayfa » Benden Size » Bilmeden Biliyormuş Gibi…
Bilmeden Biliyormuş Gibi…

Bilmeden Biliyormuş Gibi…

Henüz, insanoğlu olarak, kendimizle ilgili “varlığını dahi bilmediğimiz, tanımadığımız, keşfedeceğimiz” o kadar çok şey var ki!

Henüz bilimin açıklama yapmadığı, incelemeye bile başlamadığı veya yetersiz kaldığı, önyargılı yaklaştığı için saptırdığı, durdurduğu ama bizlerin yaşadığı/deneyimlediği o kadar çok şey var ki…

NLP eğitimimi aldıktan sonra, her fırsatta bilinçaltı çalışmaları yaptığım uzun bir dönem oldu.

Çalışmalarımın birinde, hissettiğim negatif duyguyu değiştirmek için zaman çizgisinde geriye gidiyordum. Önce ergenliğime gittim ve sorunumun kaynağını ergenliğimde yakalayamadım. Daha geriye doğru, dört yaşlarıma geldiğimde, kaynağın oralarda da olmadığını görerek, daha geriye anne karnına doğru gitmeye yöneldiğimde, bilinçaltıma “anne karnım” komutunu vermek yerine “doğumum” komutunu vermişim. Henüz ne olduğunu anlamadan, komutumun yanlışlığını fark edip düzeltemeden, ıslak, boğazı andıran bir görüntü görmeye başladım. Önce yemek borum gibi düşündüm ve “neden böyle bir şey görüyorum” diye sorgularken birden hareket etmeye ve yemek borusundan içeriye doğru akmaya başladım. Borunun ucunda ışık ve eldivenli bir el fark ettim. Fark eder etmez de, birden bire tüm yüzümün mimiği değişti, “yüzünü buruşturan bir bebek” mimikleri yaparken buldum kendimi… İşte o an, bilincim, yemek borusundan değil, vajinal kanaldan geçtiğimi ve “doğumumu” yaşadığımı idrak etti…

Doğrusu rahat doğmuşum:)

Beni esas etkileyen ve şaşırtan, “yüz mimiklerimin “düşünmeden”, kendiliğinden buruşması” ve “yemek borusuna bakıyorum gibi tuhaf bir yaklaşım içersinde “neden yemek borusu görüyorum” diye düşünürken, hareket edip doktorun ellerini görmem” oldu…

Tabi ki, bazı kişiler, tümüyle bunun hayal ürünü olduğunu düşünebilirler… Hayal ürünü olan birşeyi, benim bildiğim bilinç yönetir… Yani kişinin düşünceleri doğrultusunda, hayal ürünü ortaya çıkar… Ben ise, çok farklı bir şey düşünürken, çok farklı bir şey yaşadım… Bundan dolayı, yaşadığım deneyimin hayal ürünü olduğu düşüncesini kabul etmiyorum…

“Yaşadığım deneyimin gerçek olduğunu” kabul ettiğimde ise, akla birçok sorular geliyor: Nasıl oluyor da, gözlerim kapalı olduğu halde doğumumu görebildim?.. Ortamı, bebeğin açısıyla görebilmemi sağlayan ne idi?.. Gözün yerini alabilecek başka bir organımız mı var?.. Bebekler, anne karnında bu organla görebiliyorlar mı?.. Bunun gibi bir çok soru…

Bilim adamlarının bu deneyime önyargısız yaklaşabilmeleri için, en azından bir defa kendilerinin buna benzer bir deneyim yaşamaları gerektiği düşüncesindeyim… Aksi durumda, ancak sınırlı bilgileri ve deneyimleriyle, hiç bilmedikleri bir alanı yorumlamaya kalkacaklar ki, o da tamamiyle yanıltıcı olacaktır…

Aynı şekilde, okuduğum şamanik kitapların bazılarında, şamanın yaşadığı durum üzerine yapılan bilgilendirmelerin bazılarının yanlış olduğunu gördüm… Yanlış olmaları çok doğal çünkü şaman olmayan, yani şamanik deneyimi yaşamayan kişiler tarafından, sadece şamanların sözlerini dinleyip kendi bilgilerine göre yorumlayarak kitap yazdıklarından dolayı, doğru olması beklenilemez… Kişiler istedikleri kadar araştırmacı olsun, istedikleri kadar olaya bilimsel yaklaşımla baksınlar, farklı deneyimi algılayacak, onu ifadelendirecek donanımda olamazlar ve böyle oldukları için de deneyimi saptırırlar…

Yıllar önce Don Juan’ın öğretilerini konu alan, akademik CV si yüksek olan bir kişinin konuşmasını gitmiştim… Konuşmasının bir yerinde, Don juan’ın savaşçı tanımını yaparken, tanımın içinde “bir savaşçı yaşama güler ve yaşama içten gelen bir kıkırdamayla bakar” gibi bir cümle okudu ve başladı savaşçının yaşama neden güldüğünü anlatmaya; yani kendi yorumunu koymaya… Ona göre savaşçı, insanların yaşadığı herşeyi çok hafife aldığı, insanların sorunları ona çok basit geldiği için yaşama gülermiş…

Halbuki, şaman bir savaşçı olarak biliyorum ki, yaşama kalben bağlanıldığında ve doğayla bütünleşildiğinde kişinin yüreğine bir çocuk sevinci ve gülümsemesi gelir…

Savaşçı, gücünü Dünyadan alır…

Bilinçaltı çalışmalarımın çoğunda da birşeylere dokunup onları değiştirdiğimde, içimin kıkırdamasını hissederim. İçimin kıkırdaması, yaptığım çalışmanın tamamlandığının işaretidir.

İnsanın yaşamı, yaşamın da insanı desteklediğinde yüreğin kıkırdadığını iyi bildiğim için, insanlara “yaşama yönelmeleri” tavsiyesini veriyorum…

Savaşçı olmadığı halde, Don Juan’ın öğretisini yorumlayan bir kişi, ancak savaşçının insana ait olan dertleri küçük görecek kadar sığ bir bakış açısıyla, bir bakıma şişmiş egoyla, yaşama güldüğünü düşünebilir ve verilen bilgiyi bu şekilde yorumlayabilir…

Her canlının sorunu, kendi kapasitesine göre büyüktür; büyük olduğu için zaten sorundur… Canlıya göre küçük olsaydı, “baş edilebilir” olurdu; baş edilebilir olsaydı da sorun olmazdı… Savaşçı bunu bilir ve yaşamın tüm canlılarına ve onların sorunlarına saygı gösterir… Küçük görmez!

Ancak, bu açıklamamı, benim deneyimimi yaşayan kişiler anlayabilirler… Dünyaya gönülleriyle dokunduklarında, yürekleri kendiliğinden kıkırdayan, gülen insanlar ne dediğimi anlayabilir…

Her insan, bilgisi oranında mantık kurar… “Mantığım almıyor” cümlesinin arkasındaki cümle ise, “bilgim yetersiz” dir…

Bundan dolayı, insana ait bazı alanlarda, bazı deneyimler yaşamamış kişilerin, bilimi yönetmesi veya deneyimlemedikleri bilgiler üzerine kitaplar yazmaları, biliyormuş gibi ortaya çıkmaları, insanlığın gelişimine zarar vermekten başka bir işe yaramaz…

En tehlikeli şey, üç doğrunun sonuna bir yanlış eklemektir…. Doğal olarak bilinçaltımız sondaki yanlışı doğru kabul eder ve sapmaya uğrar…

Şu anda çok karışık bilgiler içersinde olmamız, yanlışları doğru olarak kabul etmemiz, “deneyimlemeyen insanların” ortaya çıkıp “biliyormuş” gibi konuşmalarının sonucudur. Bu insanlığa yapılan en büyük darbedir…

Bilmedikleri, deneyimlemedikleri alanda da konuşmak, yorumda bulunmak bana göre cahilliktir; ayrıca iyi niyet içermez…

Geleceğin bilimadamlarının çoğu, şaman şifacı olmak durumundadır… Ancak o zaman, insanlık olarak hızlı bir gelişim kaydedebiliriz ve bu gelişim Dünyamızı yıkmak yerine, Dünyamızla birleşip cennetimiz haline getirmemizi sağlayabilir… Bunun için de, şifacı kanalların hızlı bir şekilde iyileşmesi ve sorumluluklarını alarak hizmete geçmesi gerekmektedir…

Hepimizin Dünyamıza sahip çıkmamız ve yüreklerimizin gülmesi dileğimle…Dünyamız cennetimiz olsun!

Sevgiler,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*