Anasayfa » Benden Size » Doğadan Öğrenmek
Doğadan Öğrenmek

Doğadan Öğrenmek

En güzel ve doğru bilgiyi/bilgeliği doğadan öğrenebiliriz.
21 Aralık tarihinde insanların bir çoğu birşeyler beklemekteydi. Uzaylıların gelip insanları kurtarmasından, 5. boyuta zıplamaktan tutun da 21 Aralık günü insanlığın birden bire uyanmasına/farkındalık atlamasına kadar değişik inanışlar mevcuttu.

Doğa her sene uyanışını İlkbahar da yapar. Ama bu uyanışını yaparken hiçbir zaman bizlere belirlenmiş bir gün vermez. Bir ağaç sonbaharda uykusuna dalarken bizlere “21 Mart’ta yapraklarımı açacağım,; o zaman görüşürüz” gibi bir şey söylemez. Bir fırtına dinerken “seneye veya beş sene sonra aynı gün sizi tekrardan ziyaret edeceğim” demez.Çünkü doğanın takvimi ile bizim takvimimiz aynı değildir.

Bir tohumun toprağın altında çatlayıp/uyanıp filizin başını dışarı uzatabilmesi için bir randevu tarihine değil, gerekli koşullara ihtiyacı vardır. Bu koşullardan en önemlilerinden biri de yeterli “sıcaklık” tır. Ayrıca her tohumun bulunduğu toprak, yani şartlar aynı olmadığı için, aynı anda çatlamazlar.

Bizler/insanlar da doğaya aitiz ve bizim de uyanışımızın gerçekleşmesi için uygun koşuların gerçekleşmesi gerekir. Tohumumuzun çatlayabilmesi için de bizim için en önemli koşullardan biri, yeterli derecede “sevgiyi” yüreğimizde hissetmemizdir. Ama sadece bizim sevgiyi hissetmemiz de yeterli değildir.

Bir şaman olduğum için Dünya’nın iç alanlarına translarla yolculuklarım olur. Ayrıca Kökcanlandırmak sunumlarını yapabilmem her durumun enerjisini kontrol edebilmem açısından avantajdır.

Benim için Dünya’nın uyanışı 5 Ağustos 2011 tarihidir. Çünkü o tarihe kadar içalanlara indiğimde hiç hoş olmayan, bozulmuş yapılar/ yıkıntılarla karşılaşıyordum ve Dünya’nın enerjisi de hiç iyi değildi. Ama o gün ilk defa içalanlarda ışığı gördüm ve o ışığın tüm yapılara yenilenmesi için gereken müdahaleyi yaptığına ve yapıların buna karşı verdiği tepkilere şahit oldum. O günden sonra Dünya’nın enerjisi benim kontrollerimde hep daha iyiye gitti.

Şu anda Dünya eskiye göre çok iyi durumda ve daha da iyiye gitmekte. Fakat tek sorun şu: insanların “toplu inanışları” Dünya’nın içalanlarını etkileyecek güçtedir. Felaket beklentilerine yönelik insanlığın ürettiği enerjiler Dünya’nın içalanlarında bozulmalara neden olmaktadır. Işığın, kendisine hizmet eden insanların vasıtasıyla yapmış olduğu iyileşmeleri engellemektedirler.
Her gün üretilen negatif enerjilerin dağınık güçler olduğunu düşünebiliriz. Aynı devamlı akan dereler gibi…Fakat insanlığın “birileri tarafından belirlenmiş bir güne” negatif enerji üretip bu enerjilerin o günün altında biriktirilmesini, “derelerin sularının bir gölette toplanmasına” benzetebiliriz. Bana göre bu negatif enerjilerin toplandığı günden değil, o enerjilerin “birilerinin” çıkarı için istenildiği zaman yıkım için kullanılmasından çekinmek gerekir.
Artık bizlerin de bu planlardan uzak durup, felaket beklentisini desteklemek yerine “Dünya’nın kendisini insanlıkla birlikte yaşatma” isteğine kulak vermemiz gerekir.

Tohumun çatlayabilmesi için toprağın ısınması /sıcaklığın olması önceliklidir. Bizlerin çatlayabilmesi için de öncelikle Dünya toprağımızın içalanlarında yeterli ışığın/sıcaklığın/sevginin olması gerekir. Bu nedenle insanlığın hızlı bir şekilde uyanması ancak ve ancak Dünya’nın içalanlarının ışık ile dolu, sağlıklı olmasıyla mümkün olur. Bunun da takvim tarihiyle değil, insanlığın toplu olarak üreteceği olumlu enerjilerle ilgisi vardır.

Ama bilin ki uyanış sadece insanoğluyla sınırlı değil.

Bu Dünya bizlerle birlikte yaşamak istiyor. Lütfen onu ve insanlığı destekleyelim…Yaşamı, yaşamımızı sevelim, sahip çıkalım

Sevgiler:)

Kökcanlandırmak Atölyesi

Vildan Çolak

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*