Anasayfa » Benden Size » İmam Gazaliden “Allah’ın Adaleti”
İmam Gazaliden “Allah’ın Adaleti”

İmam Gazaliden “Allah’ın Adaleti”

‎”Yaşadığımız birçok olayın kaynağının morfogenetik alanda depolanmış olayların, yani atalarımızın yaşanmışlığının bedeli” olduğunu dile getirdiğimde, birçok kişi “Dinimizde atalarımızın ah-beddua- vebal ve lanetlerini çocuklarının alması diye bir şey yok. Herkes kendi günahını çeker.” diye itirazda bulundu. Hatta bunu kabul ettiğim için dinden çıktığımı söyleyenler bile oldu.

İmam Gazali’nin Allah’ın Adaletiyle ilgili çok güzel bir hikâyesi var. Onlara genelde bu hikâyeyi anlatırım . Bunu sizlerle de paylaşmak istedim.

Bu hikâyede, İmam Gazali de “atanın işlediği suçu torunun çekeceğini veya ödeteceğini” çok güzel açıklamış…

Sanırım beni dinden atanlar, yaptığım işten dolayı günaha girdiğimi söyleyenler, benden önce İmam Gazali’yi dinden çıkarmaları, günahkâr yapmaları gerekir:)

Lütfen Allah’ın adaletinin nesillere nasıl etki ettiğini çok güzel anlatan bu hikâyeyi okuyun. Başka söze gerek yok…

Sevgiler:)

Vildan Çolak

 

Yüce Allah’ın Gizli Adaleti

Hz. Musa (a.s) Tur dağına çıkıp Rabbine münacatta bulunurdu. Bir münacatında:

– Ey Rabbim! Bana, kullarına uyguladığın adaletini göster, diye dua etti.  Allahu Teala:

– Ey Musa! Sen atılgan, cesur ve aceleci birisin; sabretmeye gücün yetmez, dedi.

Musa (a.s):

– Senin özel yardımınla sabredebilirim, dedi.

Allah (c.c):

– O zaman filan yerdeki çeşmenin yanına git, çeşmenin hizasında, orayı görebilecek bir yere gizlen; kudretime ve gaybî ilmimde sırlarıma bak! buyurdu.

Musa (a.s) çeşmenin yakınlarındaki bir tepeciğe çıktı ve kendini gizleyerek çeşmede olacakları gözetlemeye başladı.

Biraz sonra çeşmeye bir atlı geldi. Adam atından indi, abdest aldı, suyunu içti. Kuşağına bağlı ve içinde bin dinar bulunan kesesini çözerek yan tarafına koydu. Namaz kıldı. Sonra, acele ile atına bindi; altın kesesini orada unutarak çekip gitti.

Atlıdan sonra çeşmeye küçük bir çocuk geldi; çeşmeden su içti, o esnada altın kesesini gördü, onu alarak gitti.

Çocuktan sonra çeşmeye ihtiyar ve kör olan bir adam geldi; su içti, abdest aldı ve namaz kıldı. O sırada atlı, altın kesesini düşürdüğünü anlayınca geri döndü. Çeşmenin yanında ihtiyar kör adamı görünce hemen yakasına yapışıp ona:

“Ben burada az önce bir para kesesi düşürdüm; kesemi bana ver! Çünkü buraya senden önce başka birisi gelmedi!” dedi.

İhtiyar kör:

“Baksana ben yaşlı ve kör birisiyim! Nasıl olur da senin keseni görebilirim?” dedi. Atlı, yaşlı adamın sözüne inanmadı, kızdı; kılıcını çektiği gibi adamı orada öldürdü. Yaşlı adamın üzerinde kesesini aradı ama bulamadı. Atına binip tekrar yoluna koyuldu.

Musa (a.s) o an daha fazla dayanamayarak:

“Ey Rabbim! Sabrım tükendi. Ben biliyorum ki sen en adilsin. Acaba bu gördüğüm şeylerin aslı nedir?” dedi. O esnada Cebrail (a.s) geldi ve şöyle dedi:

“Ey Musa! Allah (c.c) şöyle buyuruyor: ‘Ben senin bilmediklerini ve bütün gizlilikleri bilenim.’ Gördüklerine gelince:

– Keseyi alan küçük çocuk, hakkını ve kendisine ait olan malı aldı. Onun babası bu atlı adamın yanında ücretle çalışan bir işçiydi, ama parasını alamamış, alacakları birikmişti. İşte bu altınlar onun hakkıdır. Bu ihtiyar ise kör olmadan önce atlının babasını öldürmüştü. Bu da onu öldürerek (benim katımdaki) kısası uyguladı. Gördüğün gibi her hak sahibi hakkına kavuştu. Benim adaletim çok gizlidir.”

Bizler bu hikâyeleri akıllı ve zeki insanlar düşünsünler, anlasınlar ve Allah’ın ilminden hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bilsinler diye anlattık.

Yüce Allah (c.c) daha dünyada iken zalimden zulmünün hesabını sorar; cezasını verir. Bizler de: “Acaba bu bela ve musibet nereden başımıza geldi” diye düşünür, işin aslından gafil kalırız.

Kaynak: Yöneticilere Altın Öğütler; İmam Gazali (Semerkand Yayıncılık)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*