Anasayfa » Benden Size » Negatif Olan da Bizim Bir Parçamız
Negatif Olan da Bizim Bir Parçamız

Negatif Olan da Bizim Bir Parçamız

Yeni bir danışanımla telefon konuşmamızda ona “korku ve endişe” duyduğumu söyledim. Bana özetle, “gücünüze inanmıyor musunuz ki, korku ve endişe duyuyorsunuz. Ayrıca negatif duygular, negatif sonuçlar getirir” gibi şeyler söyledi.
 
Bu tam anlamıyla yanlış bir kalıp: Negatif düşünme/hissetme, negatif olur!
 
Negatif duygulara kendimizi kapatmamızın olumsuz sonuçları vardır.
 
Arkadaşlar, yaşamda koyu ve açık renkler mevcut değil mi? Eğer gözümüzü “koyu renkleri görmek istemiyorum” diye kapatırsak, açık renkleri görmemiz ne kadar mümkün?
 
Açık renkleri gören ve koyu renkleri gören diye ayırdığımız iki farklı gözümüz yok ki!
 
Yaşamın koyu ve açık renkleri olduğu gibi bizim de pozitif ve negatif diye adlandırdığımız değişik duygularımız vardır. Bu duygularımızı da bedenimizde farklı farklı yerlerde hissetmeyiz. Sevgimizi de, nefretimizi de, korkumuzu da, yüreğimizde, yani gövdemizde hissederiz.
 
Eğer korku, üzüntü, endişe, nefret gibi negatif duyguları hissetmemek için hislerimizi köreltirsek, gözlerimizi kapattığımızda açık renkleri göremeyeceğimiz gibi, hiç farkında olmadan sevinç, neşe, sevgi, keyif, şefkat gibi pozitif duyguları hissetmemeye başlayabiliriz.
 
Sadece akıl bazında yani ağızda, “seviyorum” diyerek dolaşan, bunu söylediği için de sevgiyi hissettiğini sanan, yani büyük bir yanılsama içerisinde olan bir kişi olarak kendimizi bulabiliriz.
 
Sadece ve sadece bu yanılsamanın içerisine kendimizi “pozitif düşün, pozitif hisset!” kalıbına inandığımız için sokmuş olabiliriz…
 
O zaman ne olur?
 
Hissedemediğimiz için bir süre sonra yaşamamaya başlarız çünkü yaşam, yürekte yeşerir.
 
Kabız gibi oluruz…
 
İkinci durum ise, negatif duyguları sistemimiz boşu boşuna üretmiyor. Bu duyguların işimize yarayan bir fonksiyonu var.
 
Aynı sinir sistemimizin acı duygusuyla bizi uyarması gibi, bu negatif duygularla da bilinçaltımız bizi uyarır: “Dikkat dikkat, sistemin akışını bozan yabancı, evrensel yasalara uymayan bir şey var!” diye.
 
Bu uyarı geldiğinde bizim yapacağımız üstünü kapatmak değil, “neler oluyor, ne yapabilirim, nasıl önlem alabilirim?” gibi sorularla çözümler üretmek olmalıdır.
 
Arkadaşlar, bizler devamlı negatif duygular üreteceğiz. Bu sistemimizin işleyisinin doğasıdır. Engelleyemeyiz… Ama bu duyguları “pozitif hissetmeliyim” gibi sisteme uymayan bir inançla görmemezlikten gelirsek, o zaman büyümelerine imkan tanımış oluruz. Bu nedenle yapabileceğimiz en doğru yaklaşım, hassas olup en küçük dozdayken bu duyguları yakalamak ve değerlendirmesini yaparak ya kontrollü bir şekilde bünyemizde kalmasına izin vermek ya da yöntemler kullanarak değiştirip dönüştürmektir.
 
Bir de komik olan, öyle bir hale geliniyor ki, “negatif olmaktan” “korku” duyuluyor.
 
Üçüncü durum da, “güçlü olmak demek, endişe duymamak, korkmamak, üzülmemek değildir”.
 
Evet, birçok insanın çekindiği alanlarda dolaşıyorum. Çok güçlü gibi gözükebilirim ama hala birçok durumu gördüğümde endişeleniyorum, birçok şey bildiğim için korkuyorum, insanların davranışlarına üzülüyorum, kırılıyorum, kızıyorum, ağlıyorum… Gelişmenin veya güçlü olmanın “duygusuz robot” olmak anlamına geldiğini sanmıyorum. Sadece hissettiklerimi daha iyi analiz ediyorum ve şiddeti dengemi bozacak oranda olduğunda ise oturup çalışma yapıyorum.
 
Tabi ki, bunları itiraf ederek birçok insana güzel bir açık kapı vermiş oluyorum: “beni üzebilirsiniz”:)… Ama sizin beni üzmenizden çekinmiyorum:)))))
 
Yazımı her zamanki gibi ” Dünyamız cennetimiz olsun!” diyerek sonlandırıyorum:)
 
Bir de “İçsel Dönüşüm Yolu” kitabımda çok şey yazdım. İnternet satışı var. Okumanızı isterim.
 
Sevgiler,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*