Anasayfa » Benden Size » Şifa Kanalları
Şifa Kanalları

Şifa Kanalları

Hep aklımın bir yerlerinde bir soru vardı: “Neden şifacı enerjilere kanallık eden kişiler yeterli derecede aktif ve bilgili değiller?”

Yıllardan beri (1986’dan beri) enerjilerle haşir neşir bir yaşam sürmenin sonucunda, doğal olarak çok farklı deneyimler yaşamış insanlarla karşılaştım. Bir başka açıdan, farklı deneyimler yaşadığım ve bunların araştırmalarını yaptığım için, insanlar bana kolaylıkla “özel deneyimlerini” dile getirebildiler. Pek çok insandan “Olacak olayları önceden görüyorum; depremleri önceden hissedebiliyorum; ölmüş yakınlarımın ruhları beni ziyaret ediyor veya insanların öleceğini önceden biliyorum; evimde hızlı dolaşan gölgeler görüyorum; başka boyutlara gidiyorum; beynimde sesler duyuyorum; yeni tanıdığım insanın hastalığını bilebiliyorum.” gibi altı duyumuzun dışında farklı algılarımızla algılanan deneyimler dinledim. Birçokları da, aslında kendilerinde özel bir enerji olduğunu hissettiklerini, ama tam olarak anlayamadıklarını dile getirmişlerdir.

Bilinçaltı sistemimiz bize boşu boşuna herhangi bir deneyim yaşatmaz. Bu deneyimler bilincin dışında, kontrolsüz olduğu için bilinçaltının çemberi içerisine alıyorum. Kısaca, “sağlıklı sistemlerde gereksiz bir teferruat” yoktur. Sistemin her parçasının, her işlevinin bir anlamı vardır. O zaman şunu soruyorum: Öyleyse, neden bir insan bir şeyleri boşu boşuna deneyimliyor? Mesela, neden deprem olacağını önceden hissediyor? Dünyanın herhangi bir yerinde olacak bir depremi “sadece” bilmesinin kişiye ne faydası oluyor. Ortaya “deprem olacak” diye çıksa, kaç kişi tarafından dikkate alınır?… Veya tanıdığı birinin öleceğini daha önceden görmesi, kişinin veya ölecek kişinin ne işine yarıyor?

Zaten bu deneyimleri yaşayan insanların çoğu, yaşadıkları bu deneyimlerden dolayı “rahatsız” bir durumdaydı. Bazıları ise “korkuyordu” ve görmemek, deneyimlememek için kendilerini kapatmayı tercih ediyorlardı. Haklılardı!.. İşe yarayarak anlamlandırılmayan bir deneyim, ancak zihnin fazladan bir yükü olabilir.

Benim içsel sesim, içimdeki bilge, bu deneyimlerin “Boşu boşuna yaşanmadığını; ama sanki karşıdan gelen sesi kesik kesik duyan, sizin sesinizi karşı tarafa iletemeyen bozulmuş telefon gibi, işleyişin sağlıklı yapısının dağılmış olduğunu” söylüyordu. Bir şeyler var ama, eksik veya paramparça…

Bu konuyla ilgili sorularıma son zamanlarda sunumlarda öğrendiklerim doğrultusunda daha açık cevaplar bulabildim: “Şifacı enerjiler, darbe’ aldıkları, bozuldukları için onlara genetikten getirdikleri potansiyelle kanallık eden kişileri yeterli derecede eğitemiyor; ne yapmaları gerektiğini öğretemiyor; içsel sorumluluklarını yüreklerine hissettiremiyor; güvende olduklarının duygusunu yaşattıramıyor ve kanallar, insanlar enerjiyi kullansalar bile yeterli, etkili sonuç almalarını sağlayamıyorlar.”

Zaten, basit bir mantıkla: Dünyanın şifacı enerjileri hakkıyla çalışmış olsaydı Dünya ve insanlık bu durumda olmazdı. İnsanların “olgunlaşması” ve “bedenlerini ruhlarına mekân olarak hazırlamaları” aslında Dünyanın işleyişinin bir parçasıdır ve Dünyanın şifacı enerjileri, insanların yüreklerini evrensel bilgeliğe hazırlamalıdır.

Aynı bir kediyi kedi olmaya hazırladığı gibi… Doğada hiçbir hayvanın “Kişisel gelişim, kendini bulma ve ne yapacağını bilme” gibi bir derdi olduğu düşüncesinde değilim; sadece insanoğlu bunu dert etmekte. Çünkü insanın doğasını işleten Dünyanın arketipsel düzenleri, kasıtlı olarak “bozulmuş” bir durumda. Yani, insanlığa hizmet eden şifacı enerjilerin çoğu darbe almış, kapatılmış veya fonksiyonunun gölge yanını kullanması üzerine programı değiştirilmiş bir durumda.

Nerden mi biliyorum?… Tabi ki Kökcanlandırmak Sunumlarından… Ocak 2013’ten beri listeme “Karanlık enerjilerle antlaşma yapan atalar” başlığı altında bir madde yerleştirmek zorunda kaldım. 10 Mart tarihinden itibaren çok fazla “Ataları karanlıklarla antlaşma yapan” veya “Işığın hizmetinde olan şifacı ataları, karanlığı Dünya’ya çağırmak için yapılan büyüsel ayinde kurban verilen kişiler” bana sunum açtırıyorlar. O kadar çok şifacı kanalların yaralanmış; hatta “Yürüyen karanlık büyüler” olarak etrafta dolaşan enerji alanı deneyimledik ki!

Doğal olarak, bir şeyler hisseden, gören, deneyimleyen insanlar eyleme geçememekte; hatta deneyimledikleri zaman içsel olarak yoğun bir korku hissetmektedirler. Hissederler; çünkü “Kökcanlandırmak” sunumları bize bu şifacı kanalların karanlık enerjiler tarafından baskı altında tutulduklarını ve rahatlayıp kendilerini içinde bulundukları durumdan kurtarmamaları için korkutulduklarını gösterdi.

Bana göre, herhangi bir şekilde bir insanın öleceğini önceden gören biri, boşuna bir deneyimin yaşanmayacağından yola çıkarak, deneyimini “tamamlayabilmek” için eyleme geçip kişinin ruhunu rahat teslim edebilmesi, helalleşebilmesi için şifacı enerjisini kullanmalıdır… Aynı şekilde, biri Dünya’nın herhangi bir yerinde deprem olacağını hissediyorsa, hissedişini tamamlamak için eyleme geçmeli ve o bölgeye şifacı enerjisini yollayarak can kaybını azaltacak veya depremi durduracak; yani “Taşıdığı şifacı enerjinin ve yeteneğinin fonksiyonu ne ise o fonksiyonu gerçekleştirecek” enerjiyi aktarmalıdır. Böylelikle hissedişler, deneyimler anlam bulur; hissedişler, deneyimler fonksiyonunu gerçekleştirdiği, tamamladığı için sisteme “hizmet etmiş” olur.

Bu arada, bir şifacı olarak, bir zamanlar kendimin de yaralanmış grubun içinde olduğumu söyleyebilirim. Beni karanlığın elinden kurtaran “zatlar” oldu… Aksi durumda bu işi hakkıyla yapamazdım, yani verdiğim şifanın “sonuçlarını” alamazdım. Hatta şifa vermeye, böyle bir çalışma yapmaya yeltenemezdim.

Sağlıklı olan bir şifacı kanal, şifa verdiğinde kesinlikle şifasının sonucunu almalıdır. Verilen şifa eyleminin biri işe yarayıp bir başkası işe yaramıyorsa, bu noktada da şifacının düşünmesi, sorgulaması gerekir…

Bu nedenle şifacı kanallarının ne kadar sağlıklı olduğu değerlendirilmeli ve şifacılar eyleme geçmeden önce şifacı kanallarının sağlıklı olabilmesi için destek vermeleri gerekmektedir. Bunun ilk adımı da “şifacı kanalların yaralı olabileceği, karanlıklar tarafından engellenebileceğinin” kabulüdür…

Kişilerin şifacı kanallarını kendi başlarına nasıl iyileştirebileceklerini bilmiyorum. Çünkü ben kendi başıma iyileştirmedim… Ruhani rehberlerden, evliya veya azizlerden bu noktada yardım isteyebilirsiniz… Şimdi ise aracı olduğum şifacı enerjileri sunum açarak devamlı kontrol etmekteyim ve üzerlerine yapılan herhangi bir saldırıyı engellemekteyim…

Ne kadar insan Dünya’ya sevgisini yollayıp, Dünyayla birlikte olduğunu ona hissettirdiğinde, bir şekilde Dünya’nın kendisinin şifacı enerjileri iyileştirmek için çabalayacağı inancındayım… Bu nedenle, “Yapılanlar işe yaramıyor.” diyerek şifalanma çalışmalarını reddetmek yerine, kalbimizle hep birlikte Dünya’nın üzerinde sevgi ağı oluşturmamızın daha etkili ve umut yaratıcı olacağı düşüncesindeyim…

Ya birlikte bu Dünya cennetini yaratacağız ve yaşayacağız ya da birlikte cehennem hayatı yaşayacağız ve kendi sonumuzu getireceğiz… Hepimizin dünyasının cennet olması dileğimle…

Kökcanlandırmak Atölyesi

Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*