Anasayfa » Benden Size » Uzaylılar
Uzaylılar

Uzaylılar

Uzaylıların bizlerin arasında ve insanlarla binlerce yıldan beri temasta olduğunu ispatlayan birçok kanıt var. Güya bizim gelişimimiz için bize destek veriyorlar…

Yıllar önce Samuel Kramer’in Sümer tabletleriyle ilgili bir kitabında, tabletlerde ortaya çıkan, bir babanın oğluna yazdığı mektubu okumuştum. Mektupta baba, oğluna “Oğlum, ben seni diğer çocuklara yapıldığı gibi kıyıp da davar gütmeye, tarlada çalışmaya yollamadım. İyi olman için okula yolladım. Ama senin aklın fikrin haylazlıkta!.. Okuldan kaytarıyorsun…” gibi serzenişlerde bulunuyordu.

O zaman anladım ki, aradan binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen insanlığın temel gelişim evreleri hiç değişmemiş… Aynı duygular, aynı ergenlik isyanları… Babanın sevdiği oğlunu kayırmak için izlediği yol da aynı…

İlkçağ filozoflarını incelediğimizde de düşüncelerinin zamana göre ne kadar geniş olduğunu görebiliyoruz. Hatta o kadar geniş ki, binlerce yıl sonra bile insanlığı kapsayabiliyor; kapsadığından dolayı hâlâ anlabiliyorlar.

Tarihî kalıntıların nasıl yapıldığına yönelik sırlarını, mühendislik harikalarını da hâlâ sorgulamaktayız. Ne zeki insanlar varmış!… Kendi dönemlerinin şartlarıyla âdeta harikalar yaratmışlar. Hâlâ milyonlarca insanın takdirini topluyorlar.

Benim esas anlayamadığım nokta; Geçmiş zamanın insanlarına -güya bu yapıtları ortaya koymalarında uzaylılar yardım etmişlerse- ruhsal kanallar yoluyla iletişime geçtikleri insanlara insan gelişiminin sağlıklı olması, ilerlemesi için gerekli bilgileri vermediler?

Artık, anne karnı travmalarının, yani hamilelikte annenin yaşadığı olumsuz olayların ve bu olaylar sonucunda ürettiği negatif duygu ve düşüncelerin çocuğun psikolojisini biçimlendirdiğini, dolayısıyla tüm yaşamı boyunca gelişimini etkilediğini artık biliyoruz. Bu doğrultuda hamilelik döneminde anneye daha bir özen gösterilmesi gerektiğinin de önemini kavradık.

Peki, “Neden gelişmiş ve insanlığın gelişimine destek vermek için aramızda olduklarını, bazı insanlar vasıtasıyla insanlığı bilgilendirdiklerini, insanlığa yardım ettiklerini söyleyen bir uygarlığın bireyleri (uzaylılar) insan psikolojisinin sağlıklı olmasının önemini kavrayıp bizlere yol göstermediler?”.

En azından bizlere “Bir kadın hamile olduğunda onun duygu ve düşünceleri yaşama gelecek yeni bireyi etkiler. Bu nedenle ona şöyle böyle davranın, şunu bunu yapın veya yapmayın” gibi önerilerde bulunmadılar.

Aynı şekilde “Neden bizlere hepimizin ortak bir alanımızın, yani morfogenetik alanın olduğunu ve bu alanda yaşanılan her türlü duygunun, bilginin, enerjilerin, yeteneklerin biriktirildiğini ve gelecek nesillere akıtıldığından bahsetmediler?”. “Geleceğin şimdiki bireylerin yaşadıkları olaylar karşısında ürettikleri duygulardan etkilendiğinden ve bunun gibi morfogenetik alanın işleyişinden neden bahsedilmedi?”. Bizlere bu alanı rahatlatma yöntemleri de verilebilirlerdi. Çok gelişmiş varlıklar morfogenetik alanın varlığından haberdar değiller mi?… Onlara şimdi biz mi öğretelim?…

İnsanın yaşamda en çok zorlandığı nokta, hissettiği duygularla baş edebilmesidir. Kendisini, yani duygu ve düşüncelerini değiştirebilen insan yaşamını da değiştirebilir. Ayrıca, insanın enerjisini hasta eden yaşamın diğer “yaşam formları” (mikroorganizmalar ve negatif varlıklar) gibi etkilerle baş edebilme yolları da sağlıklı kalmamız için önemlidir. Bunun gibi sağlıklı olmamız için gerekli olan birçok durum söz konusudur. Sağlıklı olan bireyin algıları açıktır ve aklını kullanıp gelişimini hızlı yapabilir. Yani bizim gelişmemiz, aydınlanmamız için öncelikle sağlıklı bir psikolojide olmamız şarttır. Temel ihtiyaçlarımızı karşılamamız da buna bağlıdır…

Ama uzaylı dostçuklarımız ve ruhsallıktan olduğunu söyleyen kanallarımız bizlere, arzın kaçıncı katında hangi yönetimin olduğu, ruhun dünyaya enkarne olurken hangi yolu takip edip hangi basamaklardan geçtiği gibi okuyup da aklımda tutmadığım, zaten kafa karıştırıp anlaşılması son derece tuhaf, belki aralarından bir iki cümlenin olumlu olduğu, “Her şey yolunda, harikasınız, seviniz ve huzur ve mutlulukla aydınlanmayı bekleyiniz, hiçbir şey yapmanıza gerek yok, sadece size verdiğimiz bilgileri aranızda konuşun, anlamaya çalışın, hatta yazın, yazın ki titreşiminiz artsın ve kurtuluşa erin.” gibi abuk-sabuk bilgileri verdiler ve vermektedirler…

Bunu, karnı aç olan ve tarlasına neyi, nasıl ekeceğini bilmeyen, ineğinden nasıl daha fazla süt alacağını keşfetmemiş, ailesinin geleceğinden endişe duyan birine gelip “Kendini gerçekleştirmelisin, ruhunun derinliklerine inip farkındalığını arttırmalı ve oluşumunu tamamlamalısın.” demek gibi saçmalığa benzetebiliriz. Adam var olma mücadelesi verirken, temel ihtiyaçlarını karşılayamazken kişinin bilincini yaşamın derin boyutuna yollamak, ancak onun yaşamdan vazgeçip ölmesini sağlamaktır. Peki, bunu aptal olduğumuz için mi yaparız, yoksa gelişmiş olan bizlerin gizli planları, yani çıkarlarımız olduğu için mi?

Hiç bizlere sağlıklı olabilmemiz için “yöntem” veren uzaylılardan veya kanallardan gelen bilgiler var mı?

Eğer, bizim sağlıklı olmamız için gerekli bilgileri bizlere 6 bin, hadi olmasın 2 bin yıl önce vermiş olsalardı; bu bilgiler örf ve âdetler gibi yaşamımızın içinde olsaydı, insanlığın şimdiki konumu ne olurdu dersiniz. Kişisel gelişim kelimeleri lügatımıza girdiğinden beri çevremin nasıl değişim gösterdiğini biliyorum. Bu da en fazla 20 yıl içinde oldu.

Ya 2 bin yıl önce başlasaydı?…!

İnsanlığın o dönemde hazır olmadığının bahanesini yaratanlar olabilir. Ama yazıyı bulan Sümer halkının bu bilgileri alacak kadar gelişmiş bir aklı olduğu düşüncesindeyim. Tüm diğer uygarlıkların da…

“Allah bunu böyle yazdı, böyle olması gerekirdi.” diyenlere de katılmam mümkün değil. Allah, öncelikle bizlere “kullanmamız gereken” bir akıl-fikir verdi. Tüm gerekli potansiyelle yarattı. Potansiyeli kullanmayarak başımıza gelen her türlü durumu Allah’ın üzerine atmak da inancı kirletmekten başka bir şey değildir.

Uzaylılar kendi çıkarları doğrultusunda tüm gelişimimize, medeniyetimize menfi etki ederken uyumak, herhangi bir şey yapmamak, ancak bizim suçumuzdur.

Hep belirttiğim gibi çözüm aslında çok basit: Kendine, bedenine, yaşamına, algılarına sahip çıkmak. Sahip çıkanların alanlarına hiçbir negatif enerjinin giremediğini sunumlarımda defalarca gördüm…

Aydınlanmak, farkındalığımızı arttırmak için artık uyanıp bizlerin varlığına etki eden negatif durumları iyi bilip gereken önlemleri de almamız şarttır. “Negatif durumları görüp onların negatif olduğunu düşündüğümüzde bizlere negatif etki eder, neye inanırsak onu yaşarız.” gibi eksik inanç kalıplarının atıllaşmamıza izin vermememiz de şarttır. Negatifi görüp onu tanımadan üstesinden gelemeyiz. Sorunu görmeden çözümü bulamayacağımız gibi… Korkmaktan korkmayı bırakmamız da şarttır.

Uyanık olmanın, kendimize sahip çıkmanın, yaşamımıza ve Dünya’mıza gönlümüzü akıtmanın, negatif her türlü durumla baş edebilmenin yollarını bulmanın artık zamanı geldi. Çünkü Dünya uyanıyor.. Dünya’mızın cennetimiz olması dileğimle…

Kökcanlandırmak Atölyesi

Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*