Danışan Deneyimleri

Sevilay Ulu

Merhaba, Benim "Kökcanlandırmak sunumlarıyla" tanışma hikâyem biraz farklı... Aylar evvel görmüş olduğum bir rüya ile âdeta hayatım değişti. Ondan önce ne Vildan Hanım'dan ne de Kökcanlandırmak'dan haberdardım. Rüyam; kabaca atalarımın yapmış olduğu bir katliamdan ötürü aile efradımıza verilen bir beddua kağıdını okumam ile alakalıydı. Fakat bu kağıdı dehşete düşmüş bir hâlde okurken, "Artık sizin bununla bir işiniz kalmadı." deyip elimden aldılar. O sabah çok değişik bir ruh hâli ile ortalıkta öylece dolaştığımı hatırlıyorum. Normal yaşamımda insan haklarına saygılıyımdır; hatta hak yemeye tevessül eden, etrafındaki insana, hayvana ve canlıya yaşam hakkı tanımayan gaddar insanlardan nefret ederim. Kendimle bir türlü bağdaştıramadığım bu hâlin atalarımca önemsenmemesi beni çok şaşırttı, kabullenmekte zorlandım aslında... Fakat genetik fiziksel benzerlik diye bir şey var, modern bilimin en önemli savlarından biri bu... Neden ruhsal enerji de nesilden nesile taşınmasın ki... Yüce Allah çok büyük, bizler atalarımızdan sadece maddî miraslarını değil aynı zamanda manevî miraslarını, sevaplarını, günahlarını da devralıyoruz. İşte kader inancımla ilgili pek çok şeyi bu süreç içinde tekrar sorgularken bir internet taramasıyla "Kökcanlandırmak" hakkında bilgi sahibi oldum ve bu bağlamda Vildan Hanım'ın "Ataların Gölgesinden Aydınlığa" adlı kitabını okudum. Kitapta bahsi geçen insan hikâyelerinden çok etkilendim. Tarihin neden tekerrür ettiğini, dede koruk erik yese torununun neden dişinin kamaştığını bu sayede daha iyi anladım. "Neden bunlar benim başıma geldi." demeyi kestim, Allah'a şükrettim, hem kendimin hem atalarımın bilerek veya bilmeyerek yapıp ettiklerine karşı mahcubiyetimi ve özürlerimi dilden ve gönülden sonsuz kere sundum. İnsan bilmediğinin cahilidir ve gerçekten unutma hâlindedir. Aslında bilinçaltımızda her şey kelimesi kelimesine harfi harfine kayıtlıdır. Geçmişin seyir defteri gibi nitelendirilebileceğimiz asıl benimiz âdeta hayat denizinde kaybettiği adresini, yolunu aramaktadır. Bazen yolunu kaybetmiş olabilir. Adresi şaşırmış ve şaşkınlık içinde kalmış da olabilir. İşte "Kökcanlandırmak" -en önemlisi kimseyi yargılamadan ve eleştirmeden- gerek kişinin kendisinin gerekse atalarının sebep olduğu, başkalarının canını yakan ve bireyin asıl yoluna kavuşmasını engelleyen her ne varsa ona dair bir rota sunmaktadır. Kökcanlandırmak gerçekten ismiyle müsemma bir çalışmadır. İnsanın hayata adapte olmasını zorlaştıran ve aslında sebebini bilmediği, süregelen olumsuzluklarının farkına varmasını sağlamaktadır. Yaşamımızı ve bizi içten içe çürüten, korkutan ne varsa temizlemekte ve can suyu olmaktadır. "Benim suçum ne?" sorusunun cevabını vermektedir. Yaşamın evrensel kaidelerine, yasalarına ve yaratılanın yaşam hakkına karşı daha bir duyarlı, saygılı kılmaktadır. İlahi takdiri daha iyi anlamaya ve kişinin hayatında bembeyaz bir sayfa açmasına vesile olmaktadır. Benim sunumlarım bu duygu ve düşünceleri özümsememe yardımcı oldu. Beni öncesine göre daha farklı duyarlılıkları olan bir insan hâline getirdi. Kazanımlarımı saymakla bitiremem. Sürecin sonunda gördüğüm bir rüya ile sunumların ne derecede başarılı olduğunu kendimce teyit de edebildim. Rüyamda şu anda metruk olan dedemin evinde baba soyumdan olan ilk yedi göbeğin yan yana oturup sohbet ettiğini ve beni görünce hepsinin sevinçten boynuma sarıldıklarını gördüm. Ben de artık onlara elime geçen her fırsatta bol bol dua ediyor ve şu an ki bilinç düzeyim dolayısıyla Allah'a daha çok şükrediyorum. Ben bunu bizzat yaşamış ve tecrübe etmiş bir danışan olarak bu konuda saygıdeğer Vildan Çolak Hanımefendi'ye sonsuz yardımları ve yüce gönlü ile teşekkürü bir borç biliyorum. İyi ki varsınız Vildan Hanım...