Ekip Deneyimleri

Mine Ökte

Sevgili Vildan Çolak ile çalışmaya başladıktan sonra hayatı algılama biçimim olumlu yönde değişti.

Kökcanlandırmak sunumlarında, değerli Vildan Çolak “Alanı açıyorum” diyerek enerji sistemini çalıştırdığı andan itibaren çeşitli duygular hissetmeye başlıyoruz. Bazen bu, çok sevdiğim ve yakınım olan birini kaybettiğimde duyduğuma benzer derin bir keder ve yas duygusu oluyor. Bazen de yoğun bir iç sıkıntısı ve sıkışmışlık hissediyorum. Zaman zaman buna, çok derin nefes alma ihtiyacı eşlik ediyor. Üzüntü, ağlama isteği veya umursamama gibi duygular çok net ve belirgin oluyor. Bu duyguları, sunum sahibinin hissettiği duygular olarak deneyimliyoruz.

Çalışmalar sırasında bu duyguları bazen kişiye yapıldığı düşünülen büyülerle veya gönderildiğine inanılan varlıklarla bağlantılı olarak yorumluyoruz.

Önce bir ayrıntıyı paylaşmak isterim: Ekip arkadaşlarım ve ben, sunum sahibinin ismini dahi bilmiyoruz. Kendisiyle ilgili önceden hiçbir bilgimiz olmuyor. Bunun, hissettiklerimizi ön bilgiden etkilenmeden ifade etmemize yardımcı olduğunu düşünüyorum.

Vildan Hanım’ın açtığı alanın desteğiyle büyücülere ait olduğunu düşündüğümüz duyguları hissettiğimizde ise kibir, güç ve nefret gibi duyguların ağırlık kazandığını deneyimliyorum.

Sunum devam ettikçe, başlangıçta kişiye ait olduğunu hissettiğim ağır duygular hafiflemeye başlıyor. Sanki üzüldüğüm olay geride kalmış gibi rahatlıyorum. Aynı zamanda büyücülerle ilişkilendirdiğim öfkenin arttığını, varlıklarla ilişkilendirdiğim hislerin ise zayıfladığını düşünüyorum. Varlıklarla bağlantılı olarak yorumladığım bedensel duyumlar çoğunlukla küçük dokunuşlar, kaşıntı veya hafif ısırılma hissi şeklinde oluyor.

Bütün bunları anlatırken günlük yaşamımda pek kullanmadığım kelimelerle kendimi ifade ettiğim de oluyor. Sonrasında bazen kendi kendime, “Bu kelime nereden geldi aklıma?” diye soruyorum.

Sunum ilerledikçe, sunum sahibinin iyi hissettiğine ve büyücülerle ilişkilendirdiğim öfkenin arttığına dair izlenimlerim belirginleşiyor. Çalışma, Vildan Hanım’ın öngörüleri ve yönlendirmeleriyle tamamlanıyor. Ardından sunum sahibinin, ne kadar hafiflediğini Vildan Hanım’a ilettiğini öğreniyoruz.

Beni etkileyen bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum: Bir çalışma günümüzde, bir erkek için sunuma başladık. Ben sürekli bedenimin hareket etmediğini, bilincimin var olduğunu ama kıpırdayamadığımı söylemeye başladım. Ardından, “Yeter artık, gideyim” diyordum.

Çalışma devam ederken kendimi biraz daha iyi hissetmeye, bacaklarımı da biraz hareket ettirebilmeye başladım. Derken bir telefon geldi. Sunum sahibinin o sırada hastanede, yoğun bakımda olduğunu ve tepki vermeye başladığını öğrendik.

Bu geri bildirim hepimiz için heyecan vericiydi. Ben, sunum sırasında hissettiklerimle gelen bilgi arasında güçlü bir bağ kurdum. Bu, yaşadığım deneyimin benim için anlamını derinleştirdi.

Beni derinden etkileyen başka bir anım da “ölü rahatlatma” olarak adlandırdığımız bir çalışmayla ilgili. Bu deneyim, sunumların benim için ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor.

Her zamanki gibi hiç tanımadığım, nasıl öldüğünü dahi bilmediğim genç bir delikanlıyla ilgili çalışıyorduk. Enerjisine girdiğimi hissettiğimde, vücudumun sol tarafında yanma ve çok yoğun bir acı fark ettim. Sanki sürtünmeden kaynaklanan bir yanma gibiydi. “Çok acıyor; sol kolum, bacağım… Ah, sol tarafım!” demiştim.

Çalışma içinde önce hissettiğim fiziksel acılar hafifledi, ardından duygusal kısma geçtim. Çalışma bittikten sonra delikanlıyı tanıyan kişi, onun motosiklet kazasında hayatını kaybettiğini ve vücudunun sol tarafında hasar olduğunu söyledi.

Beni etkileyen bir başka durum da farklı haftalarda benzer ifadelerin ortaya çıkması. Bir kişinin sunumu başladığında, ilk hafta onun duygu durumuyla ilgili söylediğimiz cümleler, devam eden haftadaki sunumda da tekrarlanabiliyor. Oysa biz ekip olarak sunum sahibinin kim olduğunu veya daha önce kendisi için sunum açılıp açılmadığını bilmiyoruz.

Örneğin bir sunumda, kişiye yaşayan bir kadının büyü yaptığını düşündüğümüzü ifade edebiliyoruz. “Kendisini çok mutsuz, yorgun ve beceriksiz hissediyor; ailesinden uzaklaşmak istiyor” gibi cümleler kurabiliyoruz. Bir sonraki haftanın sunumunda da benzer ifadeler ortaya çıkabiliyor.

Önceden hiçbir şey bilmeden aynı cümleleri söylemek bana mucize gibi geliyor. Benim için Kökcanlandırmak, işte böyle bir deneyim!

Bu deneyimin ardından sevgili Vildan Çolak’a, enerjisine ve öğrettiklerine bir kez daha teşekkür ettim...

Mine Ökte