Anasayfa » Sunum Deneyimleri » Çocukluk Travmaları
Çocukluk Travmaları

Çocukluk Travmaları

Çocukluk travmaları hayatımızı derinden etkileyen faktörlerdendir… Genelde unuttuğumuz, şimdi duyduğumuzda “bunu mu takmışım kafama” diyebileceğimiz birçok olayın, şimdiki yaşamımızda nasıl etkili olduğuna Kökcanlandırmak sunumlarında da şahit oluyoruz… Kökcanlandırmak sunumlarında yaşanan travmaların ve ebeveynle ilgili yaşanmışlıkların hayatımıza direk etkisi gözlemleniyor.

10645252_823690844329383_2866457458262359842_n.jpg

Çocukluk travmalarını çözmek Kökcanlandırmak Sunumlarının temelini oluşturmaz ama sunumda kendiliğinden çıktığı zaman da es geçilmez; şifalandırılır…

Sunumların birinde “tuvalet eğitimi sırasında yapılan yanlışların sunum sahibinde travma yaratıp cinsel hayatına nasıl etki ettiğini” deneyimledik… Bir danışanımızın sunumunda çıkan çocukluk travmasının direk tuvalet terbiyesiyle bağlantısı açıklanmış, sunum sırasında atölyemizde olan danışanımız gülümseyerek bize, “iki yaş civarında annesinin kızdırılmış bir cismi poposuna değdirdiğini, ama bebek cildinin, annesinin cildine ılık gelen cisme karşı dağlandığını ve bunu aradan kırk yıl geçmesine rağmen hatırladığını” söyledi. Hatta sonrasında ona alınan oyuncağı bile detaylarıyla anlattı.

Bir başka sunumda ise yine “çocukken yaşanan cinsellik barındıran bir oyun sebebiyle kişinin günümüzde yaşadığı ilişkilerinin etkilendiği” ortaya çıkmıştı ama burada durum biraz farklıydı. Böyle bir şey çıktığında, alana kişinin annesini temsilen bir kişi çıkarılıp, “yaptığının normal olduğu ve bunu başka çocukların hatta kendisinin de yaptığı söylenerek, çocuk halinin suçluluk duymaması” sağlanır. Bu sunumda bu söylendiğinde, kişinin çocukluğunu temsil eden kişi büyük bir tepki verdi, başkalarının yapmış olmasına içerledi. Bir türlü “başkalarının da yaşamış olduğunu” kabul edemedi. Enteresan olan da buydu çünkü böyle bir durumda normalde çocuk rahatlar, vicdan azabı ve suçluluk duygularından arınırdı… Sonra anlaşıldı ki, çocuk “o oyunu oynadığı arkadaşını sahiplenmiş, kendisini onunla birlikte özel hissetmiş ve oyun arkadaşının aynı oyunu başkalarıyla da oynadığını düşündüğü” için tepki vermiş. O çocuğu temsilen bir kişi çıkarılıp “sadece kendisiyle oynadığına ikna edildiğinde” çocuk hali ancak rahatlayabildi. O arkadaşını o kadar sahiplenmiş ki, hatta kafasında onunla evlenmiş olması danışanımızın ifadesine göre yetişkinliğinde “seçim yapmasına engel” olarak yansımış…

Bizler özgür olduğumuzu sanıyoruz ama gerçek şu ki, tümüyle geçmişin zincirlerine bağlıyız… Özgürlüğümüz ancak hem kişisel geçmişimizi hem de genetik geçmişimizi “değiştirebilme yeteneğimizin gelişmesine” bağlıdır.

Sevgi ve Saygılarımla,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*