Anasayfa » Sunum Deneyimleri » Hastalıkların Arkasındaki Enerji
Hastalıkların Arkasındaki Enerji

Hastalıkların Arkasındaki Enerji

Kökcanlandırmak sunumlarında hastalıkların arkasındaki “enerjiye” bakarız. Bu enerji bize, hastalığın oluşmasının arkasındaki hikâyeyi sunar. Bu hikâye genetikten gelebilir de gelmeyebilir de… Her bireyin hikâyesi temelde bazı benzer özellikler taşısa bile kişiye özeldir.

Bir danışanımız hastalanıp hastaneye yatırıldıktan sonra, kızları ve kardeşi tarafından bize başvuruldu ama danışanımızın 10710965_819403394758128_1454678343159443750_n.jpgda üzerine sunum açılacağından haberi vardı.

İlk sunumunda üzerindeki ağır enerjiler ve alanında kendiliğinden çıkan ölülerle çalıştım. Sunum zamanı bittiği için sadece hastalığıyla ilgili alana birini çıkarttım, kişinin önünde engel olduğunu dile getirdi.

ilk açtığımda hastalığının tam ne olduğunu bilmiyordum ve genellikle hastalık gibi özel başlıklarda açılacak sunumlarda (para, iş, ilişki) kişinin alanı temizlenmeden konunun genetik hikâyesine bakılmaz ama ortada acil bir durum söz konusu olduğu için biraz olsun bir giriş yaptım.

Genetik hikâyesi üzerine gidince de “çok fazla sorumluluk almasının ağır geldiği, yaşamı yaşayamadığı” üzerine bir konu çıktı. Ayrıca danışanımın akciğerlerinde sorun olduğunu da gördük.

Kardeşiyle konuştuğumda bana ablasının pankreasında bir kitle bulunduğun ve olumlu olmadığını söyledi. Daha sonra aradığında akciğerinde de bir kitle bulunduğunu ve kanserin yayılmış olduğundan bahsetti.

İkinci sunumu açtığımda ise, alanda birçok şey çıktı ama esas kişinin gösterdiği karakter ile daha sonra hastalığı arasındaki bağlantı ilginçti.

Kişinin etraftaki herkese karışan, herkesi yönetmeye çalışan, ona karşı gelenleri “silen” bir karaktere sahip olduğunu hissettik. Sunumun ilerleyen aşamasında, hastalığı üzerine gitmek için alana “kanser hücresini” çıkarttım. Kanser hücresi diye çıkarttığımda aslında niyetim “kanserleşmeyi yapan organizma” anlamındaydı. Çıkan kişi “birçok şeyin ipleri benim elimde, ben yönetiyorum” dedi. Acaba birçok şeye uzanmış bir şey hissedildiğinden “kanser birçok yerde olmuş yani metastaz yapmış olabilir mi” diye düşündüm. Akciğerdeki kanserin nedeni üzerine çıkarttığım kişi ise “zaten varım, psikolojik olarak ele geçirirsem de zafer benim” dedi. Genetik hikâyeye yöneldiğimde de aşırı üzüntü hissedildi.

Olayı bu aşamada incelediğimde ortaya bir hikâye çıktı: “Kişinin genetiğinden biri veya birileri etrafındaki kişilerin üzerinde aşırı baskı kurmuş ve kişilerin kendi isteklerini yaşamalarına katiyen izin vermemiş. Mesela evlatlarına ve gelinlerine/damatlarına aşırı karışan, her yaptığı işe müdahale edip izin vermeyen, çok çalıştıran, göz açtırmayan despot bir kayınvalide gibi bir kişi danışanımın atalarından biriymiş. Zaten sunumun başında da danışanımın herkese karışan bir karakteri çıkmıştı. Bu karakteri taşıdığı için “despot atasının etrafındaki ezdiği kişilerin bedduaları neticesinde oluşan vebalin” bir şekilde “danışanımın kanser hastalığına yakalanmasına neden olmuş” enerjilerden/nedenlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Enerjilerden biri diyorum çünkü ilk açtığımızda “çok fazla sorumluluk almaktan dolayı yorgunluk ve yaşamı yaşayamadığını hissetme” de genetik hikâyenin içinde çıktı. Bu durum “despot ve ezilenin aynı bedende kendini tekrardan gerçekleştirdiğini” de akıllara getirmektedir. Bakıldığında, aslında despot da, ezilen de kişinin atası olmaktadır ve dolayısıyla her ikisinin duygularını ve karakterlerini de kişinin bedeninde taşıması da normaldir.

Daha önce kanser üzerine açtığım sunumlarda çoğunluk “soyun birilerini katletmesi ve katledilenlerin torunlarının bedduası” çıkmıştı. Katledilenlerin acıları da kişinin alanındaydı.

Aslında bakıldığında kanser hastalığıyla ilgili genetik hikâyelerin temel yapısı aynı: “Başkalarının yaşam hakkına müdahale edip kişilerin yaşamlarını söndürmek”.

Bizler kişileri öldürerek yaşam haklarını alıyoruz ama kişiye yaşarken göz açtırmayarak, baskı altında tutarak da bir şekilde öldürmüş oluyoruz. Baskıyla, kişinin yaşam fonksiyonunu yerine getirmesini de bu yaşamdaki anlamını da engellemiş, bu davranışlarla bir şekilde kanserli hücre gibi davranmış oluyoruz. Aslında sonuç olarak “davranışlarımız maddeye hastalık olarak yansıyor ve kendini maddeleştiriyor”.

Kanser hastalığının son zamanlarda çoğaldığını belirtiyorlar ya; peki “insanın yaşam sorumluluğunu alıp Dünyadaki hizmetini yerine getirme bilincinin kaybı” ne kadar zamandır kayıp durumda dersiniz?.. Ya bu “sorumluluk bilincindeki kaybın” morfogenetik alanda belirli oranı aştığı için başımıza bu hastalıklar geliyorsa… Daha önce belirttiğim, birçoğumuzun bildiği gibi “hastalık, belirli duygu kombinasyonunun maddede görüntü oluşturmasıdır”.

Artık hem genetiğimizdeki negatif duyguları, hem de yaşamımızdaki olaylara verdiğimiz tepkilerden dolayı oluşturduğumuz negatif duyguları temizleyebileceğimiz yöntemlerimiz var. Ayrıca genetiğimizdeki sırların, sorunların ortaya çıktığı, negatif her türlü enerjinin temizlendiği yöntemler mevcut. Bildiğiniz gibi Kökcanlandırmak Sunumunda kişilerin normal durumda temizleyemeyeceği birçok negatif enerji/asalak kişinin alanından temizlenmekte ama bu yeterli gelmemektedir. Kişinin kendi duygularını temizleyeceği, yaşama bakışında farkındalığını artıracağı, ruhunu güçlendireceği kadar bedenini güçlendireceği çalışmaları da uygulaması gerekir. Bana göre ileride, sokakta dolaşan herkes/çoğunluk kendi kendisine duygu değişimlerini yapacağı yöntemleri biliyor olacak…

Negatif duyguların bedende hastalık olarak kendini göstermesinin zıttını düşünürsek eğer, yani pozitif duyguların bedende tezahürünü, acaba bize neler katar, Dünyamızı pozitif duygularımız nasıl değiştirir?.. Bunu düşünmek bile beni duygulandırıyor… Fakat dikkat etmemiz gereken nokta: “negatifi görmeden pozitife geçiş yapamayacağımızdır”, yani “cehennemde arındıktan sonra cennete geçebiliriz” ancak… İçimizdeki kirleri halı altına süpürerek kendimizi pozitif yapamayız. Pozitif duygular, negatif olanla yüzleşip onu dönüştürdükten sonra ancak içimizde doğabilir. Bastırmak, yok saymak, sorunun ne olduğunu bilmek de dönüştürmek anlamına gelmez… Aksi durum, kendimizi kandırmaktır…

Birilerinin yaşamlarını yok ederek, birilerini aşırı baskı içine alıp nefes almalarını keserek, fonksiyonumuzu icra etmeden öylesine yaşamı yaşayarak kanserli hücre gibi davranırsak, kanser hastalığının insanlığı sarmasına hizmet ediyor oluruz. Ayrıca soyumuza, torunlarımıza güçlü bir vebal miras bırakmış oluruz.

Hepimizin, birbirimizi sevmesek bile birbirimizin yaşamına saygı göstermeyi öğrenmemiz, yaşam hakkına önem vermemiz, yaşam sorumluluğumuzu almamız dileğimle…

Sevgi ve Saygılarımla,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*