Lanet

Lanet

Bu haftaki sunumlarımdan birinde daha önce hiç düşünmediğim, gözümden kaçan bir durumla karşılaştım.

Kökcanlandırmak Sunumlarında, sunum açıldıktan sonra, ister kendiliğinden ortaya çıksın, ister çıkmasın, kişinin üzerinde “lanet” etkisinin olup olmadığını özellikle kontrol ederim. Kontrol ederim derken kastettiğim şey; alana bir kişiyi lanet olarak yükleyip çıkartırım; eğer kişi herhangi bir şey hissetmiyorum derse, sunum sahibinin üzerinde lanet olmadığını anlarım. Fakat kişinin hissetmemesinin yanında benim de yüklediğim kişide enerjiyi hissetmemem de gerekiyor. Eğer hissedersem, o zaman kaldırdığım kişinin enerjiyi hissetmediğini düşünerek emin olmak için başka bir kişiyi yüklerim. Eğer lanet olarak yüklediğim kişi “Varım.” derse, o zaman alana lanetin nedenini çıkartırım. Lanet etkisini şifalandırdıktan sonra da gittiğine emin olmak için bir kez daha birini alana çıkartır, kontrol ederim.

10685540_842214349143699_8298639862508236054_n.jpg“Lanet” kelimesi ağızlarda kullanıldığı halde, birçok kişiye “ne olduğunu” sorduğumda doğru cevap alamadım. Aslında bunun üzerine daha önce de bir yazı yazmıştım: Kelimeleri kullanıyoruz, ama gerçek anlamlarını bilmiyoruz. Bu konuyu kitabımda detaylı açıkladım. Burada da “lanet” kelimesinin anlamına konunun daha iyi algılanması için biraz değineceğim.

Lanet, “Yaradan’ın ışığının kişinin üzerinden eksilmesi, kalkması” anlamına gelir. Var olan her şey bir titreşim içindedir. Böylelikle her şeyin bir sesi, bir rengi vardır. Holografik bedenlere sahip olduğumuz için, var olan her şey de, yani “Var olan her renk de bizde mevcuttur.” ve varlığımızın sağlıklı bir şekilde devamı için, dolayısıyla güçlü olmamız için bu renklere ihtiyacımız vardır. Bu renklerden herhangi biri bizde eksildiğinde, yok olduğunda varlığımızın dengesi bozulur; sağlıksız oluruz. Dolayısıyla enerji boyutundaki bu eksiklik bizim lanetimizdir.

Yaradan’ın ışığı da ancak kişi “Yaradılan herhangi bir şeyi küçük gördüğü, eziyet ettiği, aşağıladığı, iğrendiği, yok etmeye çabaladığı” zaman kişinin üzerinde söner. Dışarıdakini yok etmeye çabalarken, onun yansıması olan rengi kendi içimizde yok ediyor oluruz. Bundan dolayı herhangi bir kişi, insan bizi “Lanet olsun!” diyerek lanetleyemez; ancak ağzından dökülen bu sözler kişinin lanetlenmesi için bir dilek, beddua olabilir. Anlaşılacağı gibi, ancak ve ancak kişi yaşamda olan herhangi bir şeye göstereceği negatif duygu, düşünce ve davranışlarla kendi kendisini lanetler. Sadece burada üzücü, ama Sistem için adaletli bir durum var: Lanet, genetik olarak aktarılır!

Bu zamana kadar sunumlarımda çoğunlukla doğaya verilen zararlardan dolayı oluşan lanetlere rastladım. Genellikle herhangi bir hayvanın kötü, saygısız bir şekilde öldürülmesi; ağaçların, ormanların gereksiz, yani saygısız olarak talan edilmesi lanet nedeni olarak gözükmüştür. Bazen de kutsal bir mekâna saygısızlık yapılması -aziz, evliya mezarları veya mezarlıklar, kutsal mekânlara saygısızlık gibi- da lanet sebebi olmaktadır.

Danışanlarımdan birine iş hayatıyla ilgili bir sunum açıyordum. Daha önce adamın üzerindeki enerjileri temizlemiştim. Fakat iş hayatı ve parası yönünde kişinin üzerinde var olan lanet, ah, beddua, vebal gibi etkileri görmek için ancak bu alanın üzerine doğrudan bir sunum açmam gerekmekteydi.

Alanda iş üzerinde lanet çıktı ve emin olmak için bir daha bir başka kişiye lanet yükleyerek çıkarttım. İkisi de aynı şeyleri söylediler: “Kadına kötü davranılmasından” dolayı kişi lanetleniyormuş. Bu kadar sunumun içinde ilk defa lanet nedeni olarak “kadın enerjisini dışlamak, yok saymak, yok etmek.” konusunun olabileceğini gördük. Üstelik bu tarz bir lanet de kişinin iş hayatına etki ediyordu.

Kadının yaratıcı, doğurgan, koruyan, besleyen enerjisini düşünürsek, bu enerjilerin, yeteneklerin kişinin üzerinden eksilmesi, gerçekten iş hayatının bozulması için yeterli kuvveti rahatlıkla oluşturabilir. Bu mantıkla baktığımızda erkeği de aşağılamak, saygısızca davranmak “kendimizi lanetlemek” için bir neden oluşturabilir. Kısaca, var olan herhangi bir şeye yönelik saygısızca davranmak, yok etmeye çabalamak, küçümsemek gibi negatif tutumlar içinde olduğumuzda “kendimizi lanetlemiş” oluruz.

Lanetten korunmanın ne kadar kolay olduğunu bu mantık açısıyla kolaylıkla görebiliriz: Her şeye saygı duymak. Ama eğer kişi lanetliyse; yani ya atalarından miras aldıysa ya da kendisi şu ana kadar kendisini lanetlemişse; o zaman yaşamdan özür dilemesi ve lanetlenme nedenine hizmette bulunması lanetin üzerinden kalkmasını sağlayabilir. Gerçi, sunumlarda bunu daha kolay çözümleyebilmekteyiz.

Sunumlarımda ilginç bir benzerliğe rastladım, gözlemledim: Lanetlenmiş/laneti miras almış sunum sahiplerinin güdüsel olarak, yani içlerinden gelerek lanet nedenlerine yaşamlarında hizmet etmektedirler. Mesela; kişi ağaç kestiği ve orman talan ettiği için lanetlenmişse, içinden gelerek ağaç dikmekte veya hayvandan dolayı lanetlenmişse hayvanlara aşırı verici, besleyici olmaktadır.

Hepimizin var olan her şeye saygı gösterip onları severek, sorumluluğunu alarak kendimizi sağlıklı kılmamız, lanetten korunmamız dileğiyle…

Sevgi ve Saygılarımla,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*