Anasayfa » Sunum Deneyimleri » Melek Kanalı
Melek Kanalı

Melek Kanalı

Sunumlarda bu zamana kadar evliya, aziz-şaman, şifacı soylarına rastladım; ama ilk defa “baş meleklerden” birine kanallık eden soyla karşılaştım. Benim için çok ilginç bir deneyimdi.

1460033_818534011511733_4773870037325040253_n.jpg

Melek kanallarının olduğunu da öğrendik!

İki hafta önce, bir bayana sunum açtım. Annesiyle birlikte sunuma geldiler. Sunumu açtığımda, her zaman olduğu gibi, bayanın iç alanı olarak enerjiye girdim. Hissettiğim şey tam olarak şuydu: Kişinin içinin güçlü, duru, biraz eril, kararlı bir yapıda ve ilerde-gelecekte, sanki bir tepenin ardında oluşan “ışıklı bir oluşuma/olaya” tüm dikkatini vermiş olduğuydu. Hatta o oluşumu, olayı görebilmek için hissettiğim enerji kendini yükseltiyordu. Sandım ki, kişinin gelecekle ilgili bir planları, beklentisi var ve tüm dikkati bunun üzerine yoğunlaşmış durumda.

Dikkatimi beden duruşuma verdiğimde, kollarımın pozisyonundan dolayı kanatlarım olduğunu anladım. O zaman, bu hissedişimin kişiye değil, içindeki bir varlığa ait olduğunu kavrayabildim. Önce alana emin olmak için negatif bir varlık çıkarttım, çünkü bazı negatif varlıkların da kanatları olduğunu deneyimlemiştim, olmadığını söyledi. Tam o sırada, oturanlardan biri: “Ben yoğun bir şey hissediyorum. Sanki başımın üzerinde bir taç var ve taç da bir sürü değerli taş var ve hepsi ışıldıyor gibiler. Ben ruhani bir enerjiyim ve seninle (kişinin içinde olan ve benim hissettiğim o varlıkla) bağlantıdayım.” dedi. O zaman aklıma “melekler” geldi. Alana birini melek olarak çıkarttığımda, çıkan kişi “alandayım” diyerek ruhani olan kişinin yanına gitti. O zaman hissettiğim varlığın bir melek olduğunu anladım; bir yandan da alana çıkan kişideki melek enerjisini de gördüm. Ayrıca bu meleğin gelecekte “oluşma ihtimali yüksek” olan bir durum için görevli olduğunu, ama henüz Dünyanın/insanlığın önünde aşması gereken bir tepe bulunduğunu da anlamış oldum. İlk defa sunumlarda “Karşıma meleklere doğrudan kanallık” eden bir soy çıktı. Şükürler olsun:)

Aradan bir hafta geçti ve bu sefer bayanın annesine sunum açtım. Hatırlatayım, sunumunu açtığım kişinin kim olduğunu grup içinde bir ben, bir asistanım, bir de sunum sahibi ancak bilir. Sunum bittikten sonra sunumun kime ait olduğunu, eğer kişi isterse, deşifre edilir.

Annenin sunumunu açar açmaz, oturanlardan biri ayağa kalktı ve alanın orta yerine giderek “Ben bir meleğim, hem de güçlü bir meleğim.” dedi. Annenin sunumunda da melek ortaya çıktı ve meleğin aktif olacağı bir dönemin geleceğini bir defa daha deneyimledik.

Anne ile kızına açtığımız iki sunumda da meleklerin ortaya çıkması benim açımdan çok ilginçti. Daha önceleri kişilerin alanlarında meleklere rastladım; kişileri koruyorlardı. Ama bu kişiler meleklerle çalıştıkları için, alanlarında meleklerin olmasının normal olduğu kanaatindeyim. Fakat bu zamana kadar hiç kimsenin içinde doğrudan bir “melek” olduğunu deneyimlemedim. Özellikle baş meleklerden birinin olduğunu hiç görmedim. Meleklerin de, evliyalar, şamanlar gibi madde boyutuna etki edebilmek için insanları kanal, araç olarak kullandıklarını ilk defa fark ettim. Demek ki, eksik bir bilgiye sahipmişim. Bu sayede tamamlanmış oldu.

Bu sunumun sahiplerinin melekler üzerine herhangi bir çalışması bulunmamaktadır. Melek kanalı olduklarından da pek haberdar değillerdi. Sadece, “ışık kanallarına sahip olanların saldırılara bol bol uğramasından” dolayı, üç-dört defa ölüm tehlikesi geçirmişler ve o durumlarda görünmez bir varlığın onları kurtardığını deneyimlemişler. Bir de annenin gördüğü ilginç bir rüya var; rüyada önemli bir durumda ona yardıma gelen bir melek olmuş.

Anneden sizlerle paylaşmak için, durumunu kendi diliyle açıklayan kısa bir yazı rica ettim. Sağolsun, bizi kırmadı:

“Sevgili Vildan, yaşamına girdiğim için çok teşekkürler.
Bir şeylerin olması gerekiyormuş ya da yapmanız gereken bir şeyleri yapmamışsınız gibi hissedersiniz ya, yaşantım böyleydi. Panik atak duygusundan farklı; bir görevinizin olduğunu bilirsiniz, ama bu görevin ne olduğunu bilemezsiniz; işte böyle garip bir his içindeydim uzun zamandır. Adı konulmamış bir bekleyişin içinde sıkışmıştım da diyebiliriz.

Sanki yaşamayı durdurmuş, her şeye uzaktan bakıyordum. Hareket etmek istersiniz de kımıldayamazsınız, sanki donmuşsunuzdur. Bedeniniz nefes alır, gündelik monoton işler yapılır; ama ruhunuz orada değildir; o bekleyip seyrediyordur.

İçinizde sizi gözleyen bir pırıltının, başka birinin varlığını duyumsarsınız, adlandırıp anlamlandıramazsınız.
Bütün bu sorularımın Vildan’la yanıtlanmasından çok memnunum. Donma hâlinden yaşama akmaya geçtim. “Melek Kanalı” olduğumuzu öğrendim. Bunun anlamını zamanla daha iyi kavrayacağımızdan, öğrenmemiz gereken şeylerin öğretileceğinden de eminim.

Sevgi ve güzelliklerin bizlerle olduğundan eminim. Şükürler olsun.”

Bu iki deneyim bana “Önümüzde çok özel, meleklerin görevlendiği bir durumun olduğunu; ama o durumun tam oluşabilmesi için aşılması gereken bir şeylerin bulunduğunu, bu meleklerin o döneme kadar kanal olarak seçtikleri kişileri sadece hayatta tuttuklarını” öğretti. Bu iki kişinin üzerinde ayrıca çok ağır enerjiler de vardı. Soyları karanlık enerjinin Dünyaya çekilmesi için majikal bir çalışmada kurban edilmiş, bundan dolayı kişiler karanlığın saldırılarına kolayca maruz kalmış görünüyorlardı.

Alanlarında bir meleğin varlığının olması, maalesef onları her türlü genetik ağır enerjiden korumamakta; sadece zor anlarında varlıklarını devam ettirmek için destekleyici olmaktadır. Diğer şifacı kanalların ne kadar zor durumda olduğuna sunumlarda bir çok defa rastladık; melek kanallarının da aynı durumda olabileceğini böylelikle deneyimlemiş de olduk.

Bu konuda yazılacak çok şey var. Özellikle şifacı, görevli kanalların içinde bulundukları durumlarla ilgili çok şey var. Ama şimdilik bu kadar…

Önümüzdeki, enerjisini görerek deneyimleme şansına sahip olduğum “ışıklı” oluşumun, olayın içinde ve kısmetinde olmamız ve Dünyamızın cennete dönmesi için çabalamamız dileğimle…

Sevgi ve Saygılarımla,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*