Anasayfa » Sunum Deneyimleri » “Sahip Çıkıyorum!..”
“Sahip Çıkıyorum!..”

“Sahip Çıkıyorum!..”

Kökcanlandırmak sunumlarının ilk başından itibaren çok deneyim yaşadım, dolayısıyla çok da tecrübe edindim… Bir çok yeni bilgiyi de sunumlarda öğrendim…

Bu bilgilerin içinde en değerlisi diyebileceğim ve de keşfedene kadar iki ay uğraştığım “Sahip çıkıyorum.” bilgisinin derinliğini de çok ağır enerjiler ve zorluklarla keşfettik…. Keşfettik diyorum, çünkü bu sözü yalnız başıma bulmadım, o çalışmalara katılan tüm arkadaşların emekleriyle ortaya çıkarttık…

Birinin eşine sunum açmıştık. Uzun yıllardır tanıdığı bildiği eşi farklı bir insan olmuştu ve çok kötü davranışlar gösteriyordu… Sunumunu açtığımda ortaya öyle bir karanlık, yıkıcı enerji çıktı ki ilk defa bir enerjiyle sunumda baş edemedim… Ayrıca ilk defa çalışma sırasında diğer şamanlardan da enerji alanında destek geldiğini deneyimledim. Fakat hem gelen şamanlar, hem de ben bu çarpışmadan ciddi yara almıştık…

10459113_572204146259313_1684076959775625034_n.jpgSonra bu karanlık, yıkıcı enerjinin kişinin şahsı ile alakası olmadığını, Dünya’yı ilgilendiren bir durum olduğunu gördük… Bu kişi, bu enerjinin binlerce kalelerinin içinden sadece birisiydi…

Üzerinde çok çalıştım… Tahmin ediyorum ki, kimler olduğunu bilmesem bile Dünya’da bir çok insan da aynı dönemde benim/bizler gibi bu enerjiyle çarpıştı… Ama bir o kadar da insan, bilmeden veya bilerek sadece yüreklerindeki güzelliklerle bizlere destek verdiler….

En sonunda “Dünya’ya sahip çıkıyorum. Bu Dünya benim!” cümlelerinin bu karanlık enerjiyi durdurduğunu, gerilettiğini anlayabildik. Ama yürekten söylendiği takdirde etkili oluyordu… O dönem tüm arkadaşlar birlikte sanki bir mantraymış gibi devamlı “Dünya’ya sahip çıkıyorum. Bu Dünya benim!” demeye başladık… Sonra her şey değişti….

“Sahip çıkmak”!.. İşte Evren’in, Yaradan’ın bizden istediği şey bu!…

Bize verilen her şeyin değerini bilmemiz, tanımamız, öğrenmemiz, sevmemiz, sorumluluğumuzu alıp gerekenleri yapmamız, şükretmemiz, sevmemiz; kısaca “sahip çıkan” olmamız… Sadece seven değil…!

Yaradan çok haklı değil mi?

Çok basit ve hepinizin bildiği bir açıdan bakalım: Bir işveren olsanız ve merkezde yani sizin yanınızda çalışan elemanınızı gereken düzeltmeleri yapması, işi oturtması kısaca bir iş yapması için uzakta bulunan şubelerinizden birine yollamış olsanız, ondan ne beklerdiniz?… Eğer eleman gittiği şubeyi beğenmeyip aklı fikri “merkezde” kalsaydı ve tüm dikkatini döneceği güne yöneltseydi, oradaki görevini hakkıyla yapmak yerine tümüyle zamanını “merkezle” görüşerek harcasaydı, etrafındaki insanlara “Burası benim için gelip geçici ve de çok ilkel bir yer. Siz merkezi bir bilseniz, burada olmak istemezdiniz. Merkeze yönelin ve patronun sizi oraya alması için ne gerekiyorsa yapın.” deseydi, etrafına bir çok kişiyi toplayarak devamlı “merkezden” bahsetseydi, böylelikle de onların iş yapacakları zamanı boşuna harcamalarına neden olsaydı; sanırım onun sırtını “Aferin evladım, ben senin bağlılığını uzağa yollayarak denemiştim. Gördüm ki sabah-akşam devamlı bizimle bağlantı içindeydin… Görevini yapmadığından dolayı oradaki işlerin yapılmamasının, oradaki işyerimin zarara uğramasının, batmasının, diğer elemanların boş boş olmasına neden olmanın, diğer elemanları da kışkırtıp işlerini yapmak yerine devamlı merkezi arayıp bizi meşgul etmelerinin… Bunların hiiiççç önemi yok… Senin beni ve merkezimizi ne kadar sevdiğini böylece anladık… Şimdi bizimlesin ve ben seni ödüllendiriyorum.” diyerek sıvazlar mıydınız?…

Ruhsallığın da iyi çalışan eleman bulmakta zorlandığı düşüncesindeyim:))

“Sahip çıkmak” çoookk derin bir cümle….

Hepimizin önce kendimize, yaşamımıza, sonra da Dünya’mıza sahip çıkmamız ve cennetimizi Dünya’da yaratmamız dileğiyle…
Biz bu şubedeyiz ve bu şubeyi hep birlikte “merkeze” dönüştürebiliriz…
Bu dünya benim!

Sevgi ve Saygılarımla,
Vildan Çolak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*